MESUDE ERŞAN
@mesudersan
mesudeersan@diken.com.tr
Covid-19 pandemisi dünya genelinde beklenen yaşam süresini 2019-2021 yıllarında bir yıl altı ay azalttı. Bu, yaşam süresinde 1950’den bu yana ilk düşüş. Pandeminin, iki yılda yaklaşık 16 milyon insanın ölümüne yol açtığı saptandı.

Yukarıdaki veriler tıp dergisi The Lancet’te 11 Mart’ta yayınlandı. ‘Küresel Hastalık Yükü 2021’ araştırmasında, 204 ülkenin 1950-2021 dönemindeki kapsamlı demografik verilerine bakıldı. Ölüm oranları, yaşam beklentisi değerlendirildi. Amaç pandeminin etkilerini ortaya koymaktı.
Çalışmaya göre küresel tüm nedenlere bağlı ölümler 1950 ile 2019 arasında ortalama yüzde 62,8 azaldı. Pandemi döneminde ise (2020–2021) ortalama yüzde 5,1 arttı. Çocuk ölümlerindeki azalma eğilimiyse düşmeye (genel ölümlerin aksine) devam etti. 2020-2021’de dünya çapında tahmini 131 milyon insan öldü. Bunların 15,9 milyonu pandemiyle ilişkiliydi.
1950 ile 2021 arasında, dünyada doğumda beklenen yaşam süresi 22,7 yıl artarak 49 yıldan 71 yıl yedi aya çıkmıştı. 2019 ile 2021 arasındaki doğumda beklenen yaşam süresindeki düşüşse (bir yıl altı ay) bu tarihsel eğilimi tersine çevirdi.
‘Sosyal, ekonomik, davranışsal etkileri de var‘
Söz konusu araştırmanın verilerini Diken’e değerlendiren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz, “Araştırma pandemiyle birlikte dünya genelinde ölümlerin arttığını, yaşam beklentisininse azaldığını gösteriyor” dedi.
Yavuz özellikle 2020 ve 2021’de yetişkin ölümlerinde artış ve doğuşta beklenen yaşam süresinin azalmasının dikkat çekti: “Bu pandemiye kadarki eğilimin tersi bir durum. Yaşam beklentisi en sık kullanılan sağlık göstergelerinden biri. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) sağlık göstergeleri, doğumda beklenen yaşam süresinin, yükselen yaşam standartlarıyla, yaşam tarzıyla, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim gibi faktörlerle ilişkili olduğunu vurguluyor. Bu açıdan Covid-19 pandemisinin beklenen yaşam süresine etkisi pandeminin hastalık ve ölümler yanında sağlığı etkileyen birçok sosyal ekonomik ve davranışsal bileşeni etkilediğini gösteriyor.”
Yaşlı nüfus artıyor
Dünya nüfus yapısı da değişiyor. Araştırma, düşük gelirli bölgeler ve ülkeler dışında genel olarak dünyanın da yaşlandığına dikkat çekiyor.
Yavuz bu değişimle ilgili ise şunları söyledi: “Yaşlanma, sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerini, ekonomik ve sosyal politikaları gözden geçirmek ve bu yeni demografiye hazırlanmayı gerektiriyor. Özellikle de iklim değişikliğinin etkilerini arttırdığı, ekosistem tahribinin hızlandığı, eşitsizliklerin derinleştiği, savaş ve çatışmaların çoğaldığı, kanser oranlarının, obezite ve kronik hastalık riskinin yükseldiği bir dünyada…”