Oyunun (Macbeth) programdan çıkartılması için öne sürülen gerekçelerin gerçeği yansıtmaması üzerine bunun yeni genel müdürün siyasi bir tercihi olduğunu ileri sürenler var.
Bu yoruma katılmak imkânsız. Zannederim yeni genel müdür tasarruf tedbirleri gereğince bu kararı aldı. Neticede paranoyaklaşarak aklını yitiren hırslı bir siyasetçinin trajik sonunu izlemek için pahalı dekorları olan bir oyun izlenmesine ihtiyaç duyulmayan bir ülkede yaşıyoruz. Herhalde sayın genel müdür, oyuna ne gerek var televizyona gazeteye baksalar da aynı oyunu izlemiş olacaklar diye düşünmüş olsa gerek.
‘Macbeth’, 1940’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Türkçe yayımlanmıştı. Cumhuriyet gazetesi de bu kitapları okurlarına hediye etmişti. ‘Macbeth’teki bu bölüm o kitaptan: “Ah zavallı ülkem! Kendini tanımaktan adeta korkuyor. Ona anamız değil ancak mezarımız denir: Orada her şeyden habersiz olanlardan başka gülümseyen yok; orada ahlar, iniltiler, göğü yırtan ağlayışlar sürüp gidiyor, duyan yok, fark edilmiyor bile. Büyük üzüntüler günlük kaygılar olmuş; ölüm çanı çalarken kime diye soran pek olmuyor; iyi insanların ömrü başlarındaki çiçeklerden önce geçiyor, çiçekler solmadan onlar ölüyor.”
Bunu bilmek için oyunu izlemeye lüzum yok. ‘Macbeth’ oynanmasın. Pahalı dekorsa, en şaşaalısı dikildi. İktidar hırsıyla lanetlenmişlerse her gün ekranlarda.