ANIL CAN TUNCER
@tunceranil
Özel sektörde çalışan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yok sayıldıklarını belirtiyor. Büyük çoğunluğun asgari ücretle çalıştığı ve mesai saatlerinin bile belli olmadığı sektörde ‘sömürü yoğun, talepler uzun’.
20’nci Milli Eğitim Şurası, yedi yıl sonra ‘Eğitimde Fırsat Eşitliği’ başlığıyla beş yıldızlı bir otelde düzenlendi.
Başlığıyla karşıt bir biçimde lüks otelde düzenlenen şuranın açılışının Beştepe’de düzenlenmiş olması da tartışma yaratmıştı.
Şuranın hazırlık süreci de eğitimciler tarafından ‘yetersiz’ olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti. Eğitim İş ve Eğitim-Sen gibi sendikalar da şura için yalnızca bir temsilcinin istenmesi ve açılışın Saray’da yapılması nedeniyle katılım göstermemişti.
Şura öncesi komisyonda görüşülmeyen, ‘okul öncesi kademede din eğitimi verilsin’ teklifi, uzmanların görüşüne dahi başvurulmadan oldubittiyle kabul edildi. İktidara yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir Sen’in önerisi üzerine yapılan oylamanın ardından kabul edilen teklif, teamül dışı bir şekilde onaylandı.
Gündemlerden biri de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasında bahsettiği ‘öğretmenlik meslek kanunu’ oldu. ‘Müjde’ diye duyurulan düzenlemelerle öğretmenlerin bazı özlük haklarının geliştirilmesi sınavlara bağlandı.
Diğer yandan sayıları yüz binlere varan özel sektör çalışanları da şurada temsil olanağı bulamadı. Sektörün patronları toplantıya davet edildi ancak öğretmenler göz ardı edildi.
Büyük çoğunluğu güvencesiz koşullarda çalışan özel sektör öğretmenleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görmezden geliniyor. Haklardan yararlanmamaları için öğretmenlerin büyük kısmı ‘büro elemanı’ olarak işe alınıyor.
Böylesi bir ortamda eylül ayında kurulan Özel Sektör Öğretmenler Sendikası, “Geçinemiyoruz” diyerek özlük haklarını elde edebilmek için İstanbul, Ankara gibi yerlerde kampanyaya başladı.
Bu sorunlarla birlikte, özel sektörü görmezden gelen 20’nci Milli Eğitim Şurası’nı Özel Sektör Öğretmenler Sendikası İstanbul temsilcisi Damla Topuz’la konuştuk.
Sektörde belirli mesai saati bile yok
Damla Topuz, özel sektörde çalışan öğretmenlerin belirli mesai saatlerine bile sahip olmadığına dikkat çekerken güvencesizliğe dikkat çekti: ”Halk arasında özel okul öğretmenleri olarak biliniyoruz ama burada genel bir yanlış anlama var. Öncelikle biz özel sektörde çalışan öğretmenleriz. Okullar, kurslar, rehabilitasyonlar da dahil buna. Örneğin ben kurs merkezinde çalışan bir öğretmenim. Sayımız neredeyse yüz binleri oluşturuyor. Her köşe başında bir etüt veya rehabilitasyon merkezi görebilirsiniz. Tabii ki içlerinde de güvencesiz çalışan yüz binlerce öğretmeni… Bizim ortalama çalışma süremiz altı gün. Okullarda çalışan arkadaşlarımızı da çoğu zaman ‘destek kursları’ adı altında altı gün çalıştırıyor. Sabah 8:30 akşam 19:00 arasında çalışıyoruz çoğunlukla. ‘Çoğunlukla’ diyorum çünkü bizim belirli bir mesai saatimiz yok. Patronlar kaç saat çalışmamızı isterse o kadar çalışıyoruz. Maaşlarımızda aynı şekilde belirleniyor. Bazılarımız asgari ücretin altında sigortasız çalışıyor. Bazılarımızsa asgari ücret ya da biraz üstü.”
‘Aslında MEB’in gözünde yoksunuz’
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin MEB tarafından yok sayıldığının altını çizen Topuz, birçok yerde kayıtlara ‘büro elemanı’ olarak geçtiklerini bu yüzden öğretmenlerin haklarından yararlanamadıklarını anlattı: ’’Bizim işimiz eylül ayı geldiğinde başlar, haziran ayı geldiğindeyse okullar kapanır ve patronun bizimle işi biter. Temmuz ve ağustos ayları maaş almadan, sigorta ödenmeden geçer. İş arama telaşı bizim sektörde mart- nisan aylarında başlar. Her sene düşünürüz gelecek sene iş bulabilecek miyiz diye… Tabii bu bile her zaman geçerli değil. Bazen dönem ortasında da işsiz kaldığınız olur. Size işten çıkartmak için bir sebep bile sunmazlar sizden daha ucuza çalışacak birini bulmaları yeterli. Özel sektörde çalışıyorsanız adınız ‘öğretmen’ olarak geçmez. Çoğu zaman büro elemanı olarak geçersiniz kayıtlara. Böylelikle de öğretmenlerin yararlandığı haklardan yararlanamazsınız. MEB’in gözünde yoksunuz aslında.’’
‘Mağduriyet yaratan kurumları ifşa ediyoruz’
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın henüz yeni kurulmasına karşın birçok yerde kazanım elde ettiğini bildiren Topuz, öğretmenler arasındaki haberleşme ağlarının genişlediğini ve bu sayede de mağduriyet yaratan kurumların ifşa edildiğini söyledi: ’’Sendikamız resmen 20 Eylül’de kuruldu. Öncesinde büyük emekler verildi. Kısa sürede birçok yerde kazanımlar elde ettik. Örneğin resmi tatillerde çalıştırılan arkadaşlarımız vardı onların tatil haklarını kazandık. Resmi tatillerde çalışan birçok kurum şikayetlerimiz sonucunda ek mesai ücretini tanımak zorunda kaldı. Aynı durumu ara tatilde de yaşadık; valilik tatil duyurusu yaptığı zaman ‘okullar tatil edildi’ diye yapardı bu yıl kursları ve rehabilitasyonları da bu duyuruya katmak zorunda kaldı. Sendikayla birlikte öğretmenlerin haberleşme ağları genişledi. Mağduriyet yaşatan kurumları ifşa ettiğimiz gruplarımız var. Bu şikayetler her geçen gün artıyor. Bizim gruplarımızda ifşa edilen kurumların öğretmen bulması her geçen gün zorlaşıyor. Aynı iş ilanının haftalarca paylaşıldığını görüyoruz fakat öğretmenler artık örgütlü. Şartlar iyileşmezse o kurumlar daha çok eleman arayacaklar.’’
Sömürü yoğun, talepler uzun
Topuz, sendika olarak öncelikli taleplerini şöyle anlattı: ’’Önümüzde yürümemiz gereken uzun bir yol var, kazanılacak çok hak var. Biz bu konuda önceliği ‘taban maaş’a verdik. Aramızdaki gelir eşitsizliği bitsin istiyoruz. Önceden var olan ‘özelde çalışan öğretmenler kamudaki meslektaşından daha düşük maaş alamaz’ yasası geri getirilsin istiyoruz. Bunun için imza kampanyamız devam ediyor. Bazı şehirlerde bununla ilgili stantlar açtık. İşyerlerimizde de imza topluyoruz. Acil olarak meslek kanunu istiyoruz. Kanunu öğretmenlerle, öğretmenlerin yanında duran sendikaların hazırlamasını talep ediyoruz. Belirli süreli sözleşmenin kaldırılması kıdem tazminat hakkımızın verilmesi, eğitim ödeneklerimizin ödenmesi istiyoruz. Maalesef sömürü o kadar yoğun ki taleplerimiz saymakla bitmiyor. Fakat bu taleplerin hepsini kazanacağımız günler çok yakın.’’
‘Saray’da yapılan bir şuradan ne beklenir?’
Açılışının Beştepe’de yapıldığı 20’inci Milli Eğitim Şurası’nda çıkan kararların eşitsizliği arttıracağını vurgulayan Topuz, alınan kararların aynı işi yapan öğretmenleri rakipleştirmeye yol açacağına dikkat çekti: ’’Geçen hafta 20’inci Milli Eğitim Şurası’ndan çıkanlar şaşırtmadı. Saray’da yapılan bir şuradan ne bekleyebilirdik ki… Özel sektörde halihazırda var olan ayrımı kamuya da getirmek istiyorlar. Zaten atanmak için çeşitli sınavlara maruz kalmış öğretmenlerin önüne yeni sınavlar ekliyorlar. Sınavı geçerek daha fazla para kazanacaklar. Böylelikle aynı öğretmenler odasında oturan ve aynı işi yapan öğretmenler birbirlerini rakip olarak görecek. Sınavı geçen öğretmen ‘iyi öğretmen’ geçemeyen ‘kötü öğretmen’ olarak yansıtılacak. Veliler ve öğrenciler de öğretmenleri bu gözle değerlendirecek.”
‘Patronların hakkını koruma derdindeler’
Topuz, şurada özel sektörde çalışan öğretmenler yerine patronların ağırlandığını bu yüzden de MEB’in tarafını belli ettiğini söyledi: ’’Şuraya biz katılmadık ama ‘sağ olsunlar’ patronlarımız katıldı. Eğitim ile ilgili kararlar verilecek yerde biz yoktuk. Tüccarlar ve patronlar vardı. Şuranın kime hizmet ettiği katılımcılardan bile anlaşılıyor. MEB’in tarafı belli. Öğretmenin veya öğrencinin haklarını değil patronların hakkını koruma derdindeler. Biz zaten şuradan olumlu şeyler çıkacağını beklemiyorduk. Bizim kazanımımız olacaksa bizim hak arayışımızla, bizim inadımızla, mücadelemizle olacak.’’
‘Sendika bizim için var’
Topuz, son olarak sorunları aşmak için meslektaşlarına ‘sendika’ çağrısı yaptı: ’’Şunu eklemek istiyorum çok yeni bir sendikayız bundan birkaç ay öncesinde umudu olmayan, işsiz kalma korkusu yaşayan, mobbinge uğrayan, maaş kesintilerini ve fazla mesaileri kabul eden bir öğretmen vardı. Ancak sendika bunları aşmamı sağladı. Sendikayı bu korkuları aşmakta yanımda hissediyorum. Meslektaşlarıma tavsiyem asla yalnız olduklarını düşünmemeleri. Morallerini bozmasınlar, sendika onlar için var bizim için var. Sendikamız her geçen gün büyüyor. Bütün öğretmenleri mücadeleyi büyütmek için aramıza bekliyoruz.’’