Ozancan Özdemir: Yapay zekânın kendi dilimizde verdiği cevabı 'nesnel gerçek' saymaktan vazgeçmek gerekiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

LLM’ler özelinde dil, yalnızca bir çeviri katmanı değil. Bir soruyu hangi dilde sorarsanız, o dilin eğitim verisine, dolayısıyla o dildeki devlet-koordineli medyaya, o kadar duyarlı bir cevap alıyorsunuz. Model, İngilizce sorulduğunda mesafeli davranırken, aynı soruya kendi dilinde daha yerli ve daha uysal bir yüzle bakabiliyor.

Öncelikle, yapay zekânın kendi dilimizde verdiği cevabı otomatik olarak “nesnel gerçek” saymaktan vazgeçmek gerekiyor; özellikle siyasi, tarihî ya da toplumsal olarak hassas konularda aynı soruyu farklı dillerde sorup karşılaştırmak, artık ciddi bir okuryazarlık pratiği. İkincisi, model geliştiren şirketlerin sorumluluğu. Eğitim verisinin hangi dillerde hangi kaynaklardan geldiğini denetlemek ve modelleri yalnızca İngilizcede değil, farklı dillerde de bu tür eğilimler açısından test etmek. Üçüncüsü ise kamusal ve akademik düzeyde bu tür çok-dilli denetimlerin, Türkçe de dâhil, bağımsız biçimde sürdürülmesi.

Yıllardır “bu modelleri kim kontrol ediyor?” diye sorup gözümüzü hep Silikon Vadisi’ndeki bir mühendise ya da bir hükümetin regülasyonuna dikmiştik. Bu çalışma bize daha bence daha rahatsız edici bir cevap veriyor. Modeli, kısmen, onun okuduğu dünyanın ta kendisi kontrol ediyor. Ve bir toplumun kendi dilinde ürettiği metin ne kadar tek sesliyse, o dilde konuşan yapay zekâ da bize o kadar tanıdık, o kadar uysal ve tam da bu yüzden o kadar sorgulanması gereken bir ayna tutuyor.

Ozancan Özdemir’in yazısı