Ozancan Özdemir: Tehdit, robot işgali değil; büyümenin kimin için büyüdüğü sorusu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yapay zekânın ekonomiye şu anki ve gelecekteki etkisine dair tartışmalar uzun süredir devam ediyor. Forecasting Research Institute [Öngörü Araştırma Enstitüsü] ile Federal Reserve Bank of Chicago [Chicago Merkez Bankası], Yale İşletme Okulu ve Stanford Üniversitesi’nden ortak yazarların yürüttüğü bu çalışma; 69 ekonomist, 52 yapay zekâ endüstrisi ve politika uzmanı, 38 son derece isabetli tahminci (süper tahminci) ve halktan 401 kişinin görüşlerini, 2025 Ekim ile 2026 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen geniş çaplı bir izlemenin sonuçlarıyla sunuyor.

Çalışma, hızlı ilerleme senaryosuna da yer veriyor. Hızlı ilerlemeden kasıt; yapay zekâ araçlarının tüm yazılım mühendislerinden daha iyi performans gösterdiği, ödüllü şarkılar ve romanlar ürettiği, son derece yetkin CEO’lar düzeyinde hareket ettiği; insanlardan daha hızlı ve güvenilir biçimde görevleri yerine getirmek için tüm evlerde kolayca gezinebilen ve otonom fabrikalardaki tüm görevleri üstlenebilen robotların bulunduğu oldukça ütopik bir dünya.

Fakat burada asıl korkutucu olan başka bir nokta var. En zengin yüzde 10’luk kesimin elinde bulundurduğu servet oranı. Yapay zekânın hızlı geliştiği bir senaryoda bu kesimin 2030’da toplam servetin yüzde 75’ini, 2050’de ise yüzde 80’ini elinde tutması bekleniyor; 2025 yılında bu oran yüzde 71,2.

Hızlı ilerleme senaryosunda en zengin yüzde 10, 2050’de toplam servetin yüzde 80’ine sahip olacak. Ancak bu sonuç manşet olmuyor ya da bir CEO demeci kadar çekici değil. Oysa işini kaybetmemek ile işini koruyup yoksullaşmak arasındaki fark tam da burada gizli. Çalışmanın asıl mesajı bu. İşler olmaya devam edecek. Ama o işlerin yarattığı değer, giderek daha az kişinin kasasına girecek. Toplumun dikkat etmesi gereken tehdit, robot işgali değil; büyümenin kimin için büyüdüğü sorusu.

Ozancan Özdemir’in yazısı