Oyuncu Mehmet Aslantuğ, siyasetin kendi sorumluluk alanlarındaki sorunları çözmek yerine halkla sanatçı arasında yer edinmeye kalkışmasının hiçbir işe yaramadığını söylerken, baskı ve sansüre ‘şuurla direnilmesi’ gerektiğini söyledi.
Bu mücadele için herhangi bir siyasi aidiyete muhtaç da değiliz

Hürriyet’ten Hakan Gence’ye konuşan Aslantuğ, Türkiye ile ilgili canını sıkan şeyler olsa da, burada olmaktan memnun olmama lüksü olmadığını söyledi: “Burası benim vatanım. Benim de, Arzum’un (eşi) da, Can’ın (oğlu) da başka pasaportumuz yok! Olmayacak da… Geleceği, demokrasiyi, aydınlanmayı, birlikte yaşama azmini; yalana, dolana, arsızlığa, hırsızlığa, yolsuzluğa ve elbette teröre bulaşmadan, bulaşanlara karşı durarak kuracağız. Bu yolda şikâyetlerim de olacak, mücadele azmim de… Bu mücadele için herhangi bir siyasi aidiyete muhtaç da değiliz ayrıca. Bu ülkenin yurttaşı olmamız ziyadesiyle yeter.”
Aslantuğ, son dönemde dozu giderek artan baskı ve sansür konusunda da ‘şuurla direnmek’ gerektiğini söyledi. “Bürokrasinin ya da siyasetin, kendi sorumluluk alanlarındaki sorunları çözmek gibi meseleleri varken halkla sanatçısı arasında fazladan bir yer edinmeye kalkışması hiçbir zaman, hiçbir şeye yaramadı. Dünyanın hiçbir yerinde! Bu derece göstermelik sansürlerin, bu dini ve kültürel akrabalık coğrafyasına bir faydası olsaydı eğer, herhalde şimdiye kadar görmüş olurduk.”
‘Durgun ve beyefendi imajım gerçeği yansıtmıyor’
Aslantuğ, eşi Arzum Onan ile katılığı Gezi eylemlerinde ne öğrendiği sorusuna ise, “Kendini demokratik yöntemlerle göstermek isteyen, ‘Benim de söyleyeceklerim var. Ve bunu sadece partiler, dernekler aracılığıyla değil, gitarımla, şarkılarımla, yaşama sevincimle de gösterebilir, haklarımı koruyabilirim’ demek isteyen yüzbinlerce genç, onlara göre sayıca çok daha az iki şiddet arasında kaldı. Yakıp yıkanlarla, polis şiddeti… Bir yere gitmediler. Kendilerini en az ağabeyleri, ablaları kadar, ülkelerinin geleceğine vakfetmiş durumdalar” diye yanıt verdi.
16 yaşındaki oğluna şefkatli, cesur ve adil olmayı, bilgiye, emeğe değer vermeyi ve umudunu kaybetmemeyi öğrettiğini söyleyen Aslantuğ, kendisine ait ‘durgun’ ve ‘beyefendi’ imajının da gerçeği yansıtmadığını ifade etti: “Ayrıca öyle biri de değilim! Denizlerde yüzlerce mil rüzgârla güreş tutmayı, yaylalarda çadır açmayı, kavşaklarda da bazen yazı tura atmayı seven biriyim. Şehir çocuklarının seksekiyle mukayese etmemek gerek.”