Biliyoruz ki soğuk algınlığı veya grip gibi sıradan da olsa ağır geçirilen herhangi bir virüs enfeksiyonunu takiben “yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, uyku bozuklukları, baş ağrıları, yüksek volümlü ses ve ışıklara tahammülsüzlük, kafa karışıklığı, odaklanma zorluğu hatta unutkanlık” gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor. Bu gibi belirtilerin de genelde daha önceden “kronik bir hastalığı olan düşkün, yaşlı ve bağışıklığı zayıf kişilerde” geliştiği biliniyor. Uzmanlardan bazıları post viral sendromun “enfeksiyon sürecinde oluşan antikorların -bağışıklık cisimciklerinin- sinir sistemine saldırmasından” kaynaklandığını düşünüyor. Bir kısım uzman ise problemin “enfeksiyon nedeniyle hasar gören sinir hücrelerinin -nöronların- birbirlerine yanlış sinyaller -bilgiler- göndermesi ile ilişkili olabileceğini” düşünüyor. Diğer taraftan bu problemleri “enfeksiyon sonrasında hâlâ yüksek aktivitede çalışan bağışıklık sisteminin yarattığını” ileri sürenler ve “beyni besleyen kan damarlarında oluşan iltihaplanma/vaskülit/endotelit ile bağlantılı olabileceğini” kabul eden uzmanlar da var. NETİCE ŞUDUR: Koronavirüsün beyin dokusunda da harabiyetlere yol açabileceği, bunun kısa vadeli sonuçlarından birinin de adına ister “post viral sendrom”, ister “COVID-19 ile ilişkili beyin sisi” diyelim, ciddi neticelerinin olabileceğini zaten biliyorduk, biliyoruz. Ne var ki yeni bir araştırma, sürece başka ve ciddi bir boyut daha getirdi: BEYİN KÜÇÜLMESİ.