Osman Arıoğlu: Sermaye piyasalarını büyütürken güven ve denetim altyapısını geliştirmek çok daha önemli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eylül ayı Türk sermaye piyasaları açısından ol­dukça hareketli geçiyor. Yatırım fonlarında ya­şanan gelişmeler, yalnızca bazı fonların yatırımcı­larına yönelik bir sorun olmaktan çıkarak, piyasa­nın işleyişi ve sermaye piyasalarına duyulan güven açısından önemli bir tartışma başlattı.

SPK’nın peş peşe aldığı tedbirler ve tasfiye ka­rarları, sorunun boyutunu ortaya koyarken, bun­dan sonra asıl tartışılması gereken konu da belir­ginleşti: Bu noktaya nasıl gelindi ve benzer bir du­rumun tekrar yaşanmaması için ne yapılmalı?

Bence yaşananlardan çıkarılacak ilk ders, yalnız­ca mevcut limitleri artırmak veya azaltmak değil, riskin daha erken aşamada görülmesini sağlayacak bir gözetim sisteminin kurulmasıdır. Bir fonun tek bir hissede ne kadar pay tuttuğuna bakmak elbette gerekli. Ancak tek başına yeterli değil.

Aynı portföy yönetim şirketinin farklı fonla­rının aynı hissede toplam pozisyonu, birbiriy­le ilişkili fonlar arasındaki işlemler, hissenin fii­li dolaşım oranı, fonun günlük likiditesi ile yatı­rımcıların geri ödeme talepleri arasındaki ilişki ve olağandışı fiyat hareketleri birlikte izlenmeli. Başka bir ifadeyle denetim, “limit aşıldı mı?” so­rusundan “bu yapı sürdürülebilir mi?” sorusuna geçmeli.

Bunun için SPK, Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK arasındaki gerçek zamanlı veri paylaşımı ve erken uyarı mekanizmalarının daha da güçlendiril­mesi önemli. 

Özetle; sermaye piyasalarını büyütürken, bu bü­yümenin gerektirdiği güven ve denetim altyapısını aynı hızda geliştirmek çok daha önemlidir.

Osman Arıoğlu’nun yazısı