Büyükelçilerin istenmeyen kişi ilan edilmeleri vatanseverlik değildir. Bu, iç politikada malzeme olarak kullanılmak amacıyla ortaya konmuş akıldışı bir şovenizmdir. Amaç, seçmenin bir kesiminin, gelişmiş ülkeler karşısında hissettiği eziklik duygusunu okşayarak oy toplamaktır.
AKP hükümetinin büyükelçilere karşı savunma yaparken, Türkiye’de yargının bağımsız olduğunu ve hükümetin yargı kararlarına müdahale edemeyeceğini söylemesi ise ancak komediyle açıklanabilir.
Türkiye’de bağımsız bir yargının kalmadığını ve AKP hükümetinin yargı üzerinde baskı uyguladığını sağır sultan bile bilmektedir. Hükümetin bu açıklamalarına kargalar bile güler. Hükümet, gerçeğe aykırı açıklamaları ne kadar pişkin ve rahat bir biçimde yapabildiğini ve dürüstlükten ne kadar uzaklaştığını bir kere daha göstermiştir.
AKP hükümetinin, “içişlerimize kimse karışamaz” savunması da samimi olmadığı gibi, dünya gerçekliğinden kopuktur. İnsan hakları bir ülkenin iç işi değildir. İnsan hakkı tüm dünyadaki insanları ilgilendirir. Bir ülkede insan hakları ayaklar altına alınıyorsa, insanlar hukuka aykırı biçimde hapiste çürütülüyorsa, bu durum, bütün dünyanın insanlarını ilgilendirir.
Özetle, AKP iktidarda kalabilmek için, halkın ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlarını unutturabilmek için, dincilik üzerinden yaptığı gibi, şovenizm üzerinden de her türlü cambazlığı yapmaktadır. Ancak halk bu cambazlığı seyretmekten bıkmıştır!