Tabii Ayşe Arman yazılı basın geleneğinde birçok tabuyu sarstığı gibi gazeteci-şöhret arasındaki ayrımı epey bulanıklaştırdı. Dünyanın en ünlü gazetecilerinin bile 800K+takipçisi yok, bu daha çok şarkıcıların, film oyuncularının, sporcuların ulaştığı bir kitle.
Halkla ilişkiler firmaları da bu madeni boş bırakmıyor, şöhretleri kontratlara boğup tek kare fotoğraf karşılığında zengin ediyor.
Ama Ayşe Arman’ın Kim Kardashian’dan farkı var; hiçbir şey yapmadan ünlü olanlardan değil, şöhret ona gazetecilik sayesinde geldi ve mesleğini de hâlâ sürdürüyor.
Mesele sadece sosyal medyaya ürün yerleştirmek değil, şirket toplantılarında paralı konuşmacı olmaktan ücret karşılığı organizasyona katılmaya kadar tartışmalı birçok alan var.
Ne yazık ki gazetecilik mesleğinin gerekleri ne kadar ünlü olursak olalım diğer şöhretlerin tattığı ayrıcalıklara ancak uzaktan bakmamızı dikte ediyor.
Yıllar içinde denenmiş ve kabul görmüş bu etik sınırlar keyfi çizilmedi, gazetecinin en önemli malzemesi inandırıcılığını garanti altında tutmaya yarıyor.
Uğur Dündar’ın yıllardır Türkiye’nin en güvenilir gazeteci seçilmesi ile haber sunarken bile yaygın bir alışkanlık olmasına rağmen kıyafet sponsoru almaması arasında doğrudan ilişki var.