Elbette, farklı kesimlerin, demokrasiden, halkçılıktan, özgürlüklerden anladıkları, farklı olabilir. Önemli olansa, bu tür anlayış farklarının bir “olmazcılık”a değil, bir zenginliğe dönüşebilmesi…
“Gelin uzlaşalım ve yeni bir anayasa yapalım”a “Seninle olmaz” karşılığını verenler, ortaya başka seçenek koyabiliyorlar mu? Bu “olmaz”cı tavır, yıllardır ülkemizi bir darbe anayasasına mahkum etmedi mi?
Artık, 1961 ve 1982 anayasalarını ortaya çıkartan düzlemden farklı bir düzlemdeyiz. Toplumdaki eğilimlerin buluşabileceği bir zemin arıyoruz. “Toplumun bir kesimini yok sayan” yaklaşımların, ülkeye herhangi bir şey katması mümkün değil.
AK Partili, CHP’liye, MHP’li HDP’li’ye, HDP’li AK Partili’ye; kısacası “herkes birbirinin varlığına” saygı göstermek zorunda…
Anayasa, eğer bir “toplumsal uzlaşma temelinde” şekillenebilirse; kalıcı hale gelebilir, demokratik olabilir.
Oral Çalışlar’ın yazısı