Onur Özgen: Büyük futbol markaları büyük bir çatışmanın içinden 'iyi görünmenin' yolunu mu arıyor? 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

ABD ve İsrail’in geçtiğimiz cumartesi İran’a saldırmasının ardından, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun üç ay önce Donald Trump’a takdim ettiği “FIFA Barış Ödülü” sizin de aklınıza geldi mi? Ya da Lionel Messi önderliğinde Inter Miami takımının dün Oval Ofis’te Trump’a yaptığı ziyareti gördünüz mü?

İnsan sormadan edemiyor: Bu kurumlar ya da artık kurumların da önüne geçmiş büyük futbol markaları, gerçekten dünyayı yatıştırmaya mı çalışıyor, yoksa büyük bir çatışmanın içinden “iyi görünmenin” yolunu mu arıyor? Çünkü sahnenin bir tarafında bombalar, yaptırımlar, sınırlar ve güvenlik rejimleri var; diğer tarafında ise parlak törenler, umut temalı videolar ve barış üzerine kurulmuş bir dil. 

Bu makyajın dili tanıdık: “Spor birleştirir”, “Futbol barıştır”, “Çocuklar geleceğimizdir.” Bunlar tek tek yanlış cümleler değil. Tam tersine, doğru olma ihtimalleri yüzünden tehlikeliler. Çünkü doğru gibi duran cümleler, yanlış bir pratiği yumuşatmanın en etkili aracıdır. Bir kurum, elindeki büyük organizasyon gücünü, dev sponsorluk ağlarını, devletlerle kurduğu bağımlılık ilişkilerini sorgulatmamak için bu tür cümlelere yaslanabilir.

Sonra da ortada bir çelişki yokmuş gibi davranabilir: Bir yanda savaşın devam ettiği bir coğrafyaya dair görüntüler, diğer yanda “umut” temalı projeler, mini sahalar, sosyal sorumluluk videoları. Bu iki görüntü yan yana geldiğinde, kurumun anlatısı hazırdır: “Biz acının içinden umut çıkarıyoruz.” 

Onur Özgen’in yazısı