10 Nisan 2026 tarihli yazılı basında TÜSİAD ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) işbirliğiyle hazırlanan “Türkiye’de Tarım Kooperatiflerinde İş Modelleri Araştırması” raporunun bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşılması haberleri yer aldı.
TÜSİAD-FAO Raporunun en kestirme sonucuna göre Türkiye’de kooperatiflerin sayısı çok fazla ama bunlar pazar entegrasyonu, finansman, dijitalleşme ve kurumsal kapasite bakımından ciddi yetersizlikler içindeler. Yani sayı var ama güç yok!
Peki neden şimdi sermayenin timsah gözyaşları zamanıdır? Çünkü tarım/gıda fiyatlarının artışı, ücret mallarını pahalandırmak üzerinden tarım dışında ücret artışı taleplerini yükseltmektedir. Çünkü genel enflasyon düzeyi, dizginlenemeyen gıda/tarım ürünleri fiyat enflasyonu nedeniyle giderek kontrolden çıkma eğilimindedir ve bunun toplumsal/siyasal sonuçları olabilmektedir.
Çünkü ülkenin tarımsal ürünlerde bile artık net ithalatçı olması dış açıkları beslemekte ve sermayenin hareket alanını daraltmaktadır. Çünkü tarımsal girdilerde zaten yüksek olan dışa bağımlılık şimdi çok daha yukarılara çıkmıştır ve dış açıkları büyütmektedir. Dolayısıyla bunlar sermayenin genel çıkarlarını zedelemekte ve sermaye içi çıkar çekişmelerini beslemektedir.
Girdi alımlarında oligopol piyasasının, ürünlerini pazarlarken oligopson piyasasının baskısı altında kalan ve ‘yüksek girdi maliyetleri/düşük ele geçen fiyatlar’ ikilemi nedeniyle tarımsal üretimi sürdürme olanaklarını giderek yitiren bir çiftçi kesiminin oluşması ve bunların yaş ortalamasının giderek 60’a yaklaşması gibi nedenlerle tarım, geleceksizliğin ve sosyal huzursuzlukların kaynağı haline dönüşmüştür.
Sermayenin bir bölümünü doğrudan ilgilendiren bölüm ise, bu koşullarda büyük sermayenin tarıma girişinin bile ekonomik/toplumsal bariyerlere çarpmakta oluşudur.