Nurcan Bilge Gökdemir: İktidarın aradığı kaynağın büyük bölümü 'Vergi Cennetleri'nde

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dünyadaki sermayenin büyük bölümünü kontrol altında tutan çok sayıdaki ülkenin ikiyüzlü bir tutumla bu sermaye transferine göz yumduğu, görmezden geldiği biliniyor. Türkiye ise vergi kaçırmaya yarayan sistemi kontrol altına almaya dönük bir yasal düzenlemeyi parlamentosundan geçirdi ancak yasalaştığı ile kaldı hayata geçmedi. Çünkü uygulanabilmesi için gerekli olan en önemli şart bizzat Erdoğan tarafından yerine getirilmedi.

Haziran 2006 tarihli 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7’nci fıkrası, “Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Cumhurbaşkanınca ilan edilen ülkelerde yerleşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan iş yerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın yüzde 30 oranında vergi kesintisi yapılır” diyor. Bu maddenin uygulanabilmesi için “Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilen ülkelerde…” hükmünün gereğinin yapılması gerekiyor. “Kim tarafından” sorusunun yanıtı da çok açık, “Cumhurbaşkanı tarafından…” Ancak Erdoğan aradan 18 yıl geçmesine karşın listeyi yayımlamadığı için bu ülkelere aktarılan tutarlardan yüzde 30’luk kesinti yapılamıyor. Yani bu kazançlar vergilendirilemiyor.

Buralara aktarılan tutarların büyüklüğü elbette bilinmiyor ancak, Tasarruf Genelgesi ya da Vergi Paketi ile bütçeye yaratılmak istenen gelirin önemli bir bölümünün bu vergilerle karşılanabileceği konusunda uzmanlar görüş birliği içinde.

Bu büyüklüğe ilişkin tahminde bulunmaya çalışan kurumlardan biri Vergi Adalet Ağı isimli sivil toplum örgütü. Bu örgütün yayımladığı son raporda, gelecek on yıllık dönemin sonunda küresel ölçekte toplam vergi kayıp ve kaçağının 4,7 trilyon dolara ulaşacağı hesaplanıyor. Bunun 1,7 trilyon dolarının vergi cennetlerine aktarılan tutarlardan kaynaklanacağı tahmin ediliyor.

Bu listenin yayımlanması ile bütçe açığının azaltılmasına katkısı olacak büyüklükte bir kaynak oluşacağı çok açık. Ancak iktidarın bu kez tercihini sermayeden yana koymaktan vazgeçmesi gerekiyor. Bu da kamu ihaleleri ile fonlanan, KÖİ projeleri ile on yıllara yayılan kaynak transferi garantisi verilen şirketlerin, iktidar olanakları ile nemalanan siyasetçilerin, devlet ve siyaset içine kadar bağlantıları uzanan çetelerin hem daha az kar etmeleri hem de gizlilik garantisi veren bu ülkelere gizli servet transferi yapmalarının önlenmesi anlamına gelecek.

İktidarın bugüne kadarki tercihlerine ve iş yapma alışkanlığına bakılınca bunu beklemek hayalperestlik olur, bunu biliyoruz. Ama biz bir kez daha çağrıda bulunalım, “Bu listeyi yayımlayın, vergi kaçakçılığına suç ortaklığı yapmayın, aradığınız kaynağın büyük bölümü bu cennetlerde…”

Nurcan Bilge Gökdemir’in yazısı