Haziranda Meclise sunulacak olan 9. yargı paketi taslağında yer alan ‘etki ajanlığı’ düzenlemesi ‘devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda Türk vatandaşları veya kurum ve kuruluşları ya da Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan veya yaptıranların hapis cezası ile cezalandırılacağı’nı buyuruyor.
Bu yasa tasarısından şöyle sonuçlar çıkarmak mümkün: İktidarın hoşuna gitmeyen materyalleri hazırlayan; sözleşmeli ya da serbest, yerli veya yabancı gazeteciler, akademisyenler, saha çalışması yapanlar, STK’ler kolaylıkla hedef haline gelebilir.
Memleket ahvali hakkında ‘bilinçli ya da bilinçsiz’ yorum yapan herkesin şüpheli şahıs muamelesi görebileceği bu metne göre, yurttaşlar kendilerine kuşkulu sorular soranları ihbar edebilirler. Bazı meslek gruplarına mensup olanlar hatta olmayanlar bile ‘fondaş’lıkla suçlanabilirler.
İktidarın suyundan gitmeyenlerin terörist sayılabildiği siyaset ikliminde bir de etki ajanı ya da düpedüz ajan ilan edilmek gibi bir tehlike var. MİT’in ‘YouTube’da yayımladığı video ise işleri daha karmaşıklaştırıyor. İstihbaratın sadece bilgi toplamaktan ibaret olmadığı, hedefi etkilemenin de bir tür ajanlık olduğu söyleniyor burada. Böylece taslağın muğlak ifadelerine açıklık getirmek amacıyla yapılan bu yayın yasanın kapsamını iyice müphemleştirmiş durumda.
Gazeteci Metin Cihan, AKP’nin hangi kurumlarının nasıl fonlandığını araştırıp belgelemiş. SETA adlı think-tank kuruluşu bunların içinde dikkati çekiyor ki bu kurumun kurucuları ve birçok ileri gelen kadrosu devletin çeşitli organlarına atanmış durumda. Birçok vakfın, devlet eliyle kurulmuş ama STK diye ilan edilen kuruluşların yabancı fonlardan beslendiği bir sır olmaktan da çıkmıştı. Erdoğan’ın Soros’la arası bozulmadan önce AKP’ye danışmanlık yapan isimlerin TESEV’de görev yaptığı, Cüneyt Zapsu’nun 22 yıl önce ABD’ye Erdoğan’ı ‘Süpürmeyin yararlanın’ diye tavsiye ettiği hatırlarda. Google taramasıyla bu eski bilgileri bulup çıkarmak ‘devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları aleyhine’ konuşmak anlamına kolaylıkla gelebilir bu taslağa göre…
Devam edelim; büyük Ortadoğu projesi gündeme geldiğinde kendilerinden önceki dış politika vizyonunu sinik ve çekinik olarak değerlendiren AKP kadroları Osmanlı bakiyesi topraklarda yaşayan halkların ‘Gönlünü kazanmak’ amacıyla bir dizi sivil toplum örgütü kurmuş ve iktidardan fonlanmışlardı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), TÜSİAD, MÜSİAD, Diyanet, Kızılay, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları (YTB), AFAD, Yunus Emre Enstitüsü, İHH gibi bir dizi kuruluş Ortadoğu’da ticari gezilere eşlik ederek ‘Türk etkisi’ni derinleştirmeye çalıştılar. Yeni dış politika vizyonu ‘Sivil topluma da hitap ederek’ ritmik, vicdani ve proaktif olacaktı.