İslam İşbirliği Toplantısı’na katılmak için Türkiye’ye gelen ve Cumhurbaşkanı tarafından uçak inişinde karşılanan Suudi Kralı’nı izlerken bilindik gerçekleri bir kez daha hatırlatmakta fayda var diye düşündüm.
İktidar, Suudi Kralı’nı, Cumhurbaşkanı’nın uçağa kadar gitmesi ile taltif etmesi yetmemiş gibi, bir de kendisine nişan takdim etti. Suudi Arabistan dünyanın en karanlık, en otoriter rejimlerinden biri, dahası bu rejimi İslami kisve içinde meşrulaştırıyor.
Hoş, İİT bünyesinde yer alan pek çok rejim, Suudi Arabistan’dan farklı değil. Üzerine oturdukları petrol zenginliği, Müslüman dünyanın hiçbir derdine derman olmak için harcanmış olmadığı gibi, bu rejimler tüm dünyada yozlaşmanın, görgüsüzlüğün, paranın gücünün hoyratça kullanılması ile sembolleşmiş vaziyette.
Türkiye’deki İslamcılar, eskiden hiç olmazsa bu konularda sahici çıkışlar yaparlardı, iktidar olunca neden sustular? Bunun cevabını gayet iyi biliyoruz; mesele İslam veya medeniyet, tarih veya kültür mirası falan değil, baş döndüren iktidar hırsı.
Hırsa, nefse “dava” demek “şirk”lerin en büyüğü değil mi?