Şimdilerde söylediklerini duyan da, AK Parti’nin bu zamana kadar küresel kapitalizmle mücadele ede ede bugüne geldiğini sanır. Ekonomi kötüleştikçe, milliyetçi (nasyonel) sosyalist oldular, başı sıkışan böyle yapar.
Sanırsınız ki bugüne kadar ‘bir lokma bir hırka’ felsefesinin takipçileriydiler. Sanırsınız ki ekonomik politikaları bugüne kadar para çevirmek üzerine zenginleşme değildi. Sanırsınız ki Körfez’den sıcak para akışı ile durumu idare etmek bunların işi değildi. Sanırsınız ki daha düne kadar “Batılılar paranın kaynağını sorup, insanı parasıyla rezil ediyorlar, biz gelen paranın kaynağını sormayacağız” diye yalvar yakar olanlar bunlar değildi.
Sanırsınız ki kendi liderlerinin ‘adil düzen’ hayali ile alay edip ekonomiden anladığı kaba saba piyasacılık olan Özal’ın peşine takılan bunlar değildi. Sanırsınız ki üç arabayı israf sayıp, çocuklarını otobüse bindiriyorlardı. Sanırsınız ki milletin malını özelleştirme diye har vurup harman savurmadılar. İnşaatla zenginleşeceğiz diye, milletin anasına kastedenlere bol keseden ihale dağıtmadılar, yoksul işçilere mezar olan inşaatların, madenlerin sahiplerinden, milletin çocukları adına hesap sordular.
Ve nihayet sanırsınız ki üretime dayalı güçlü bir ekonomi kurdular, çok başarılı oldular, dünya piyasalarını sarstılar, küresel ekonomik çevreleri rekabet gücü ile tir tir titrettiler de, emperyalistler karşı hamleye girişti. Sanki üç turist peşinde takla atan bunlar değildi, ufaktan kapı aralanınca üç beş turisti davul zurna ile karşılayanların ülkesi değil burası.
Sanki, peşinde koşulan yatırımcılar, “burası artık güvenilir bir ülke değil, artık piyasa hukuku bile dinlemiyorsunuz, ne olur ne olmaz” diye değil, “çok güçlendiniz, acaip korkmaya başladık” diye paralarını çekmişler.