
AYŞEGÜL KASAP
aysegulkasap@diken.com.tr
@aysegul_kasap
Türkiye’nin doğurganlık hızı 2024’te 1,48 seviyesine geriledi. Bu 2001’de 2,38’di. Yani 23 yılda yenilenme seviyesi olan 2,1 eşiğin oldukça altına düştü.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bunu ‘varoluşsal tehdit’ olarak niteliyor. Bu nedenle 2025’i aile yılı ilan etti. Nüfus artsın diye gençlere ‘evlilik paketi’ müjdeledi.
Pakette 18–29 yaş arası genç çiftler için 48 ay vadeli, iki yıl geri ödemesiz, 150 bin lira faizsiz kredi var. Ayrıca birinci çocuk için tek seferlik 5 bin lira, İkinci çocuk için aylık 1500 lira, üçüncü ve daha sonraki çocuklar için aylık 5 bin–6 bin 500 lira arasında 5 yaşına kadar destek verilecek.
Yani ‘erken evlenin ve çocuk sahibi olun’ paketi.
Türkiye’deki enflasyonist ortamda vadedilen bu paraların yetmeyeceği ortada. Ama hiç yoktan iyidir deyip yola koyulanlar da olacaktır elbet. Ekonomik destek ‘varoluşsal tehdide’ karşı mücadelede ne kadar etkili olacak, zamanla verileri ortaya çıkacaktır. Konumuz bu olmadığı için ekonomik faslı burada bırakıyorum.
Her ne kadar nüfustaki düşüş ‘ekonomik kaygılar’ gibi nedenlere bağlansa da çok daha kritik bir neden daha var; gıda kaynaklı üreme sorunları.
Yani nüfus artışı için hükümetin arzu ettiği gibi verilen kredileri almak, evlenmek ve sevişmek yetmiyor. Türkiye’de çocuk sahibi olmak isteyen ama olamayan, tüp bebek deneyip yine de istediği sonucu alamayan çift sayısı zehirli gıdalar nedeniyle artıyor.
İçimizdeki tehlike: Pestisit
Uzun zamandır pestisitli gıdalarla ilgili haberler yapıyorum. Haberlerimiz çok gündem olunca Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ‘üreticileri kötülemekle, karalamakla’ suçlamıştı…
Heyhat…
Oysa bakanlık da taklit ve tağşiş listesi yayınlıyor her gün. Öyle ki, bu projeyi büyük bir gururla duyurmuşlardı. Bakanın açıklamasından yola çıkacak olursak amaçlarının üreticileri kötülemek ya da karalamak olduğunu söyleyebilir miyiz? Elbette hayır. Çünkü bakanlık da çok iyi biliyor ki burada halk sağlığı söz konusu.
Pestisitlerin ve mikotoksinlerin insan sağlığına zararları oldukça fazla. Sadece insana değil, doğaya, hayvanlara zararları da ortada. ‘Zarar’ yelpazesi çok geniş. Ben burada sadece üremeye olan etkisine değineceğim.
Türkiye’nin pestisit karnesi
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’nin pestisit kullanımının yıllara göre artışı şöyle:
| Dönem | Kullanım (ton) |
|---|---|
| 1980’ler | 7 bin–8 bin |
| 2009 | 37 bin 650 |
| 2013 | 39 bin 440 |
| 2017 | 54 bin 98 |
| 2018 | 60 bin 20 (zirve) |
| 2021 | 52 bin 965 |
| 2022 | 55 bin 374 |
| 2023–2024 | 57 bin 766 |
Diğer yandan Türkiye’de tarım ilacı satan bayi sayısı 7 bin 798’ken Avrupa’da bu sayı 200 ila 300 arasında değişiyor.
Yani Türkiye’de önüne gelen tarım ilacı satabiliyor. Oysa tarım ilacını sadece ziraat mühendisliği formasyonuna sahip kişiler satabilmeli. Ki üreticiye hastalıklara uygun ilacı ve doğru dozu önerebilsin.
Maalesef Türkiye’de tarım ilaçları konusunda çiftçiler de yeterli bilgiye sahip değil. İlaçların yağmur suyuyla yıkanıp gideceğine inanan üretici sayısı fazla. Bilinçsizce kullanım çok.
Sessiz kriz: Nüfusun azalması
Yediğimiz gıdaların üremeye etkileri üzerine yapılmış sayısız çalışma var. Bu yazıda bazılarını paylaşacağım.
Örneğin mikotoksinler, yani antep fıstığı, kuru incir gibi gıdalarda sıkça duyduğumuz aflatoksin ve okratoksinler kadınlarda hamile kalma süresini uzatabiliyor. ‘Time to pregnancy’ (TTP) araştırmaları bu sonucu ortaya koyuyor. TTP ‘gebeliğe ulaşma süresi’ demek. Yani bir çiftin korunmasız cinsel ilişkiye başladıktan sonra gebeliğin gerçekleşmesine kadar geçen süreyi ifade ediyor.
Yüksek pestisit kalıntısına (meyve–sebze tüketimiyle) maruz kalan kadınlarda, tüp bebek yöntemiyle gebelik oranı yüzde 18, canlı doğum oranı yüzde 26 daha düşük. Bu fark, düşük pestisit grubuyla kıyaslanarak saptandı.
Yani pesitisitler bırakın normal gebelik sürecini, tüp bebek yönteminde bile başarısız sonuçlara kapı aralıyor.
Erkek üreme bozuklukları
Organofosfat ve carbamat gibi pestisitler (Türkiye’de de kullanılıyor), sperm yoğunluğunu ciddi şekilde azaltırken testis fonksiyonlarına da zarar verebiliyor. Örneğin, yüksek pestisitli gıdalarla beslenen erkeklerde düşük sperm sayısı ve spermde şekil bozuklukları gözlemlendi.
Hamilelik
Pestisit kullanımı çok yüksek olan bölgelerde 2 bin 500 gram altı doğan bebeklerin oranı yüzde 5 ila yüzde 9 artıyor; ayrıca organofosfatlara erken dönemde maruz kalanlarda ölü doğum riski artıyor.
Mikrobiyum toksinleri (aflatoksin, okratoksin)
Aflatoksin B1, farelerde rahim içinde büyüme geriliğine ve organ hasarına yol açabiliyor, insanlar için de benzer sonuçlar gözleniyor.
Okratoksin A’yla (OTA) doğan bebeklerde 2 bin 500 gramın altında doğum ve ‘stunting’ oranı artışları kaydedilmiş; plasenta geçişi ve fetus etkileri laboratuvar ve insan çalışmalarında gösterilmiş. (Stunting, zihinsel gelişimde gerilik, bağışıklık sistemi zayıflığı, yetişkinlikte düşük verimlilik anlamına geliyor.)
Doğum sonrası
Yapılan çalışmalarda gebelik dönemindeki pestisit maruziyeti (özellikle klorpirifos, diazinon), çocukların IQ’sunda yaklaşık 7 puanlık düşüşe varan bilişsel gerilikle ilişkilendirildi.
Ayrıca erken dönemde pestisit maruziyetinin, dikkat bozukluğu, motor fonksiyonlarında gerilik ve davranışsal sorunlara neden olduğunu söyleyen çalışmalar da var.
Ekmek yemeden doymayan ülke
Ekmek Türkiye için olmazsa olmaz gıdalardan. Tüketimi oldukça fazla. Türkiye’deki buğdaylardan alınan örneklerde limitlerin çok üstüsünde pestisitler saptandı. Bunlardan en tehlikelerinden biri glifosat.
Hamilelikte glifosata maruz kalınması, fetüs gelişimini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca ölü doğum, düşük doğum ağırlığı ve prematüre doğuma zemin hazırlayabilir.
Avrupa’dan geri dönen ürünler
2021–2023 verilerine göre Türkiye’nin Avrupa’ya gönderdiği yaklaşık 6 bin ton ürün sınırdan reddedildi.
Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi’nin (RASFF) 488 bildirimiyle Türkiye, 2024’te AB’nin gıda güvenliği ihlallerinde en çok rapor edilen ülke olarak kayıtlara geçti.
Geri gönderilen ürünler çoğunlukla şöyle: Kuru incir, kuru üzüm, fındık, antep fıstığı, nar, limon ve domates.
Meclis’te araştırılması reddedildi
Herkesin yanıtını merak ettiği soru, “Geri gönderilen ürünlere ne oluyor?”
Bakanlık imha edildiğini iddia ediyor. Ama imha görüntüleri ya da işleme dair raporlar yok. Varsa da kamuoyuyla paylaşılmıyor.
26 Haziran 2025’te CHP Ankara Milletvekili Deniz Demir, Türkiye’den ihraç edilen ancak pestisit kalıntıları nedeniyle Avrupa Birliği ülkeleri tarafından geri gönderilen tarım ürünlerinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla soru önergesi verdi. Bu önerge, AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.
Haliyle bu karar da vatandaşlardaki şüpheyi artırdı. Zaten en başından denetlenmesi gerekiyor gıda ürünlerinin. Tarladan sofraya kadar… Bu yapılmayınca, geri gönderilen ürünlerle ilgili de denetleme mekanizması sorgulanıyor.
İnsanlar haklı olarak, “İhraç edilen ürünlerde bunlar varsa, iç piyasadaki ürünlerde durum nedir?” diye de sorguluyor. Konu sadece Avrupa’nın reddettiği ürünlerin akıbeti değil.
Bakanlığın iç piyasadaki ürünlerle ilgili sorulara da tatmin edici bir yanıtı yok. Ancak bazı vatandaşların aldığı ürünlere test yaptırmasıyla görüyoruz ki iç piyasadaki ürünlerde de pestisit kalıntıları hayli fazla.
Gıdayı ele almadan bu iş çok zor Yonca
Bu tabloya bakınca Bülent Ortaçgil’in şarkısındaki nakaratı hatırlıyor insan, “Bu iş çok zor Yonca.”
Çünkü doğurganlık hızındaki bu kritik düşüşle gerçekten mücadele edilmek isteniyorsa en başta ele alınması gereken konulardan biri gıda güvenliği.
Hem nüfusun artışı hem de sağlıklı bir nesil için olmazsa olmaz bir konu.
Birleşmiş Millet Gıda Tarım Örgütü’nün (FAO) son verilerine göre mayısta dünyada yıllık ortalama yüzde 6,3 olan gıda enflasyonu, Türkiye’de TÜİK verilerine göre mayısta yıllık yüzde yüzde 32,87. Türkiye’deki yıllık gıda enflasyonu, dünya ortalamasının yaklaşık 5 katı.
Yani dünyada en fazla parayı vermemize rağmen en kalitesiz gıdayı tüketen ülkeyiz.
Özetle yapılan araştırmalar, zehirli gıdaların, sağlıklı doğum oranlarındaki azalmaya, çocuk ölümlerinin artmasına ve doğurganlıkta düşüşe yol açarak, uzun vadede ülkenin nüfus artış hızını olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.
Belki de aile yılından önce gıda yılı ilan ederek işe koyulmalı.