Nihal Bengisu Karaca: Muhalifler toplumun milisleştirildiğini düşündükleri için sessizler

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Normal bir ülkede, iktidarı ve muhalefetiyle; insanların ders alabildiği bir ülkede, dini özgürlüklere öfkeyle, densizlikle, hatta bazen darbe şakşakçılığıyla karşılık vermeye alışmış olanların şimdiki sessizliği şöyle okunur: “Çoğunluğun değerlerini aşağılayarak/bastırarak yapılan her siyaset/müdahale yanlıştı. Başörtülü kadınları rencide etmek yanlıştı. Muhalefeti ve Erdoğan muarızlığını bir süre irtica korkusu üzerine, başörtüsü korkusu üzerine inşa ettik, bu da yanlıştı. Bunlar toplumla bağımızı kopardı, yanlış yaptık ve şimdi bizim yanlışlarımızın tadını çıkaranlara, o alanda ‘artık sahiden canımızı yakan işlere’ bile karşı çıkma lüksümüz yok. Toplumu, çoğunluğu karşımıza aldık, kaybettik, şimdi doğrularımızı ve nerede yanlış yaptığımızı düşünmeli, özeleştiri yapmalı ve toplumu yeniden kazanmalıyız.”

Ancak böyle düşünenler varsa bile, hadise bu değil.

Muhalifler ve muarızların çoğu bir “aydınlanma” yaşadıkları için değil, iktidarı, iktidardan ibaret olarak görmeyen toplumun milisleştirildiğini düşündükleri için, bu konuların özgürce tartışılamayacağını düşündükleri için, bütün bu serbestlikleri “tuzağa çekme” siyaseti olarak gördükleri için sessizler. Ayrıca geçen zaman zarfında şunu gördüler: Kendileri maraza çıkarmazsa mütedeyyin muhafazakârlar hamle yapmıyor. Yani muhafazakâr, dindar, milliyetçi kampa savaşacak bir şey vermezsen enerjisini de düşürmüş oluyorsun.

Yani mesele, referandumdaki “Hayır” seçeneğini kuvvetlendirmeye yönelik bir “stratejik olgunluk”, “planlı bir sessizlik”.

Nihal Bengisu Karaca’nın yazısı