“Bölecekler paranoyasıyla yaptığınız her şey bölünmeye neden oluyor. İçeride neden olduğunuz kamplaşma Türkiye düşmanlarına yarıyor” dendiğinde “Olsun, Reis’in etrafında çürük elma istemezük” diyerek Erdoğan adına ama Erdoğan’dan habersiz çevre tahkimi yapmak onların marifeti.
İşadamlarını, milletvekillerini, gazetecileri “Reisçi-Hocacı” diye bölmek, sadıklar-hainler borsası düzenlemek onların marifeti.
Yapıcı eleştirileri ve önerileri bile “screen shot”larını alıp bağlamından kopararak uygun makamlara iletip ülkeye hizmet ettiğini sanmak onların marifeti.
Öyle ki iş, Erdoğan’ı ve Davutoğlu’nu aynı anda sevip takdir etmeyi dünyanın en acınası ruh hali gibi göstermeye çalışma denemelerine kadar geldi. Oysa Erdoğan’a karşı Davutoğlu’nun yanında mevzilenip bu mevziden Erdoğan’a ateş etmeyi deneyenlerin tutumu nasıl garabetse, “Davutoğlu ile yürümüyor” demenin Erdoğan’ın kararlarındaki isabetliliği tartışmaya açmak olduğunu fark etmemek de o kadar garip.
Davutoğlu’nun kazandığı sevgi ve teveccühün yarısı kişiliğinden kaynaklanıyorsa yarısı da o koltuk için en başta Erdoğan tarafından tercih edilmesinden ileri geliyor çünkü.