Ahmet Nejat Özsu 15 yıl boyunca New York şehrinin Upper West Side bölgesinde özel terası olan manzaralı dairesinin tadını çıkardı. Ta ki bir inşaat şirketi binayı 70 milyon dolara satın alana kadar…

Naftali Grup geçen yıl haziran binayı satın alınca içindeki kiracıların evlerini boşaltmasını istedi.
Ancak New York Times’ın haberine göre Özsu kalmaya karar verdi. Ne 30 bin dolarlık teklif, ne tahliye tebligatı, ne de Naftali’nin aleyhinde açtığı 25 milyon dolarlık dava onu kararından döndürmeye yetti.
Nisanda binanın yeni sahibi Özsu’nun kapsının önüne endüstriyel bir havalandırma koydu. Durmadan gelen kuvvetli hava akımı Özsu ve 13 yaşındaki köpeğinin hayatını bir hayli zorlaştırdı.
‘Burada kalmak hakkım ve gidecek bir yerim yok’
Ancak Özsu yine de taşınmıyor, iki nedenden: “Burada kalmak hakkım ve gidecek bir yerim yok.”
Naftali Grup, Özsu’yu şirketin milyonlarca dolarlık yatırımını arafta bırakmakla suçluyor.
Bu klasik kiracı-mal sahibi anlaşmazlığına salgınla birlikte yeni bir katman ekledi: Kiracıları korumaya yönelik kriz dönemlerinde evden çıkarmaların önüne geçmek için devreye alınan önlem, meselenin yıllarca uzaması anlamına gelebilir.
Normal şartlarda çoktan tahliye edilirdi
Normal şartlar altında Özsu çoktan tahliye edilebilirdi. Dairesi, diğer komuşularında olduğu gibi sabit bir sözleşme üzerinden kiralanmadı, aydan aya kira ödeyen bir kiracı olarak yeni mal sahibi sözleşmeyi yenilemek zorunda değil.
Ancak freelance çalışan yazılım mühendisi Özsu yakın zamanda işsiz kaldı. Ocak ayında, pandemide devreye alınan acil kiracı yardımı programına başvurdu. Çoğu durumda, başvuru süreci devam ederken kiracı evden çıkarılamıyor. Şayet başvuru onaylanırsa dairede en az bir yıl daha kalma hakkına sahip. Ki kendisi bu sürede geçen ay başladığı işten kazandığı para sayesinde birikim yapıp başka bir kiralık ev bulabileceğini söylüyor.
Naftali şirketini temsil eden hukuk firmasından Y. David Scharf, binada bulunan 128 daireden yalnızca 16’sının hala dolu olduğunu söylüyor. Özsu taşınma konusunda anlaşamadıkları tek kiracı.

‘Güvenlik kamerası ve havalandırma’ taktiği
Özsu ve avukatı Adam Letiman Bailey kapısının önüne konan havalandırma ve güvenlik kamerasının zorbalık taktikleri olduğu görüşünde.
Havalandırmayı jet sesine benzetiyor: “Sanki her daim kafanızın arkasında gibi…“
Şirket avukatı ise havanlandırma sisteminin, alanda aktif bir inşaat çalışması olmamasına rağmen Özsu’nun güvenliği için olduğunu savunuyor. Kiracıyı taciz ettiklerini kabul etmeyen avukat, kapısının önündeki güvenlik kamerasını da ‘genel güvenlik meselesi’ olarak açıklıyor. Özsu ve bir çalışan arasında yaşanan tartışmayı referans gösteriyor.
Özsu bir işçiyle arasında park yeri kavgası çıkınca polis aradığını anlatıyor.
Özsu, Eagle Court isimli binaya bir arkadaşının tavsiyesiyle 2006’da taşınmış. Bir sene sonra da teraslı daire geçmiş. Yıllar içinde yazılım mühendisliğinden kazandığı para sayesinde kira artışına ayak uydurmayı başarmış.
Ancak Ekim 2021’de işsiz kalınca birikimlerinin tükenmesiyle 60 metrekarelik evinin, 3 bin 350 dolar kirasını ödeyemez hale gelmiş.
Bina ilginç mimarisiyle 1984’ten beri kiracıların rağbet gösterdiği bir yerleşim yeri olmuş. Binada farklı yapıda büyüklü küçüklü, dubleks, tripleks daireler var. Özsu şimdi neredeyse bomboş kalan binada terasına uzandığı, komşularıyla barbekü partileri yaptığı günleri anıyor.
İsmini vermek istemeyen başka kiracı yeni mülk sahibiyle yaşanabilecek sorunları göze alamadığından verilen süre dolmadan evini boşalttığını anlatıyor. Bina hızla boşaldığı için kendini artık evinde gibi hissetmiyor. Bazı kiracılar da şirketle sözleşmelerini erken bitirmek üzere anlaşma imzalayıp evlerini boşaltmış. İmzaladıkları anlaşma gereği konuşamıyorlar.
Naftali Grup henüz binayla ilgili yeni projesini açıklamış değil. Ancak arazi yaklaşık 65 metrelik bina yapmaya elverişli. En olası senaryonun 128 dairelik binayı tamamen yıkıp başka bir bina yapılması olduğu konuşuluyor.
Milyon dolarlık anlaşmalar
Manhattan’da emlak pazarı yükselişte, ilk çeyrekte son 33 yılın en fazla ev satışı gerçekleşti. Bu Özsu durumunda olan kiracıların zaman zaman işine gelebiliyor. Evini boşaltmayan kiracılar ağızları açık bırakan rakamların telaffuz edildiği anlaşmalar yapabiliyor.
Örneğin 2005’te lüks bir binada yaşayan kiracı, 17 milyon dolar ve yakınlarda bir dairede aylık 1 dolar kira ödeme hakkı kazandı. Anlaşmanın üçte birini kazanan avukatı David Rozenholc bu tür anlaşmazlıklar üzerine uzmanlaşmış. Bu yıl böyle üç anlaşma sonuçlandırmış.
İnşaat şirketleri zaman zaman kiracılarla yüksek miktarlarda ödeme yapmayı kabul edebiliyor. Çünkü projeyi ertelemek çok daha masraflı oluyor.
Şirket avukatı Scharf, Özsu’nun ‘zamanla kumar oynadığını’ savunuyor. Nisan ayında konut mahkemesinde görülen duruşmada, avukatı Bailey’nin müvekkilini beş yıl daha evden çıkmamasını sağlayabileceğine dair bahse girdiğini iddia ediyor. Bailey ise bu iddayı kabul etmiyor.
‘Prensip meselesi’
Ahmet Nejat Özsu, yalnızca pandemi yardım programı kapsamında haklarını kullandığı konusunda ısrarlı. Bu hafta kira yardımına başvurmadan önce biriken yaklaşık 13 bin 600 dolarlık borcunu ödemeye çalışmış. Ancak mahkeme kayıtlarına göre şirketin hukuk ekibi ödemeyi reddeceğini söyledi.
Şirketin aleyhinde açtığı 25 milyon dolarlık davadan sonra Özsu daireyi boşaltmak için kendisine 30 bin dolar teklif ettiğini anlattı. Ancal Naftali teklifi doğrulamıyor.
Özsu mücadelesinin bir prensip meselsesi olduğunu söylüyor: “Bu benim karakterime hakaret, işte o zaman dedim ki ben bununla savaşacağım.”