Nevşin Mengü: Haluk Levent ilk örnek değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de dönem dönem bazı siyasetçiler ve kamuoyunun sevdiği isimler öyle bir kahramanlaştırılıyor ki zamanla eleştirilemez bir konuma taşınıyor. Bu kutuplaşma ortamında en küçük bir soru işareti dile getiren gazeteci ya da yorumcu; “satılmış”, “karşı tarafın adamı” yaftasıyla linç ediliyor. Muhalif kamuoyu kendi içinde bir sansür mekanizması geliştirerek gerçekleri kendi kendine perdeler hale geliyor.

6 Şubat depremleri sonrası süreçte, Haluk Levent’e en ufak bir eleştiri getiren herkes hükümetin değirmenine su taşımakla, bir tür davayı satmakla suçlandı. Gelinen nokta ortada Haluk Levent ilk örnek değil. Daha önce de birçok isim için aynı tabloyu gördük.

Bunda dijital medyanın da payı var. İçerik üreticisi ile izleyicisi arasındaki simbiyotik ilişki, birçok kişiyi takipçisinin hoşuna gitmeyecek cümleler kurmaktan alıkoyuyor. İzleyici dislike vererek, abonelikten çıkarak içerik üreticisini sadece kendi duymak istediğini söylemeye zorluyor. Bu durum kimseye fayda sağlamadığı gibi gerçekleri dile getirilmesini engelliyor.

Nevşin Mengü’nün yazısı