Son birkaç günde iki değerli kadın yaşamını yitirdi. Nermin Abadan Unat, 1921 doğumluydu. Gülşah Durbay, 1988.
Biri Atatürk devrinde, diğeri Özalcılık devrinde yetişmiş iki kadın. Bilemiyorum, ancak hiç tanışmamış olma ihtimalleri yüksek.

Nermin hoca yaşamı boyunca ülke demokrasisine, bilim yaşamına katkı sunmak için çabalayan, kadın-erkek eşitliği, kadının kamusal yaşamda hak ettiği yeri alabilmesi için emek harcayan, yazıp çizen, konuşan, anlatan bir üniversite hocası.

Gülşah hanım, Nermin hocanın bir ömür uğruna mücadele ettiği değerlerin, memlekete dair kurduğu hayallerin ete kemiğe bürünmüş hali.
Gülşah Durbay ismini ilk kez hakkındaki hoyrat ve izansız iddialara yanıt vermeye çalıştığı esnada duydum. Meğer o yanıtı hastalıkla savaşırken vermek zorunda kalmış. Sonrasında, başkanı olduğu Manisa’nın Şehzadeler Belediyesi’nin internet sayfasını takip etmeye başladım. Özgeçmişini oradan okudum. İki üniversite bitirmiş, lisansüstü eğitime başlamış. 2024 Mart seçiminde Manisa’nın ‘ilk’ kadın belediye başkanı seçilmiş. Vefatının ardından internette gördüğüm bir çocukluk fotoğrafında, ilkokul arkadaşlarıyla, üzerinde ‘Çocuk yurdun temelidir‘ yazılı bir pankart taşıyor. Tüm fotoğraflarındaki gibi mütebessim haliyle. O fotoğraf takılıp kaldı zihnimde.
Nermin Abadan Unat’ın yaşamı, yalnızca uzun değil, çok özel. Bir yaşama ne sığdırılabilirse onu yapan biri Nermin hoca. Viyana’da başlayan bir ömür. Bosnalı tüccar Mustafa Süleymanoviç ile Barones Elfride Karwinsky’nin kızı. Refah içinde başlayan yaşamının kısa sürede sona erişi, zorlu yıllar, Türk büyükelçisinin yardımıyla 1936’da başlayan Türkiye macerası, sonradan öğrendiği Türkçe’yle gazetecilik, hukukçuluk, akademisyenlik ve hatta kısa bir süre Meclis üyeliği. Pek çok konuda ‘ilkler’i gerçekleştirdi, Türkiye için yeni akademik çalışma alanları yarattı.
Hoca, azmi ve yeteneği bir yana, ‘kuruluş’ yıllarının kamucu anlayışı sayesinde kendi seçtiği toprakta tutunabildi. Kolay özetlenebilecek bir hayat değil hakikaten, ola ki bilmeyip merak eden varsa, hakkındaki iki kitabı önermekle yetineyim. Biri, yıllar önce İletişim’den çıkan ‘Kum Saatini İzlerken’. Diğeri Sedef Kabaş’la söyleşisi ‘Hayatını Seçen Kadın’ (Doğan Kitap).
1989’da Mülkiye’den emekli olunca İstanbul’a Boğaziçi Üniversitesi’ne gitti ve bitmek bilmeyen enerjisiyle uzun yıllar ders verdi. Tanıdığım en şahane insanlardan biriydi. Eşsiz bir yaşam sevgisi, öğrenme isteği, merak, heyecan. 90’lı yaşlarındayken, yurt dışında yayınlanmış bir kitabı, makaleyi öneriyordu.
Son zamana dek pırıl pırıl bir zihne sahip olması, herhalde Allah’ın ona bir armağanıydı. Dünyada ve ülkesinde olup biten her şeyi takip edip anlamaya çalışırdı. Zihinsel emekliliğini erkenden ilan etme eğilimindeki Türkiye akademisi ortalaması yanında, son derece ayrıksı, nadir bir akademisyendi.
Uzatmayacağım… Birkaç yıl önce Gazete Duvar için yazdığım, ‘Nermin Abadan Unat’ın duruşu’ başlıklı yazıyı buraya bırakıyorum. Hoca, Boğaziçili meslektaşlarını desteklemek için yanlarına gidip sırtını rektörlüğe döndüğünde 100 yaşındaydı.
O yazıda anlattığım birkaç anı var. Dersime davet etmiştim, üç kez gelmişti. Biri Mülkiye’de, diğerleri Boğaziçi’nde. Unutulmaz deneyimlerdi. Mülkiye’de, 92 yaşındayken, üstelik kulaklığı arızalı olduğu için duymazken, üç saat ayakta anlattığı dersin kaydı burada, vaktiniz olursa.
2017’de, üniversiteden atıldıktan sonra misafir olduğum İstanbul Mülkiyeliler Birliği’ndeki dayanışma akşamına gelerek yaptığı konuşmayı unutmam mümkün değil. O aylarda kimi akademisyenler, atılan meslektaşlarının ismini telefon rehberlerinden siliyordu.
104 yıl sürmüş bir ömürde, sayısız insanın kendi Nermin Abadan Unat’ı vardır kuşkusuz. Ben, bildiğim, tanıdığım,‘kırmızı rujunu sürüp cemiyet hayatına katılan’ ve ‘kendisini erkeklerin dünyasına eşitçe kabul ettiren’ Nermin hocaya, bana kattığı her şey için teşekkür borçluyum. Eğer mümkün olsaydı, kısa ömrüne onca eğitimi, iyiliği ve kamu hizmetini sığdıran Gülşah Durbay’ın yüzünü ellerinin arasına alır, ona gülen yüzüyle “Aferin sana” derdi.
Nermin hocaya ve Gülşah hanıma Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun.