Necmiye Alpay: Tiyatro ve opera var olmasaydı, bizim siyaset sahnesi evelallah hepsini baştan yaratırdı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Belki bir Shakespeare’imiz olmadığındandır, bizim toplumsal hayatımızda siyaset sahnesi epey bir süredir tiyatro ve opera sahnelerinin yerini tutuyor. Her evde ve her yerde bulunan televizyonların karşısında, komedisi, tragedyası, dramı ile zengin bir oyunlar dünyasında gibiyiz.

Öyle ki, ünlü deyişe özenerek şöyle diyebiliriz: Eğer tiyatro ve opera var olmasaydı, bizim siyaset sahnesi evelallah hepsini baştan yaratırdı. Tabii telefon ve televizyon denen altyapı ile iktidar denen üstyapı sayesinde.

Tragedya sahneleri Genel Merkez saldırısından önceki günlerde başlamıştı aslında. Bir seferinde, tv ekranı biçimindeki “rezerve” sahnelerin birinde beşuş çehreleriyle kadrolu pişkinler, elinde o çubuklardan biriyle kendisinin de CHP’li olduğu türünden bir şeyler söyleyen Barış Yarkadaş’ı kukla yerine koyarcasına boyuna laf atarak onu bir noktaya doğru sürüklemeye çalışıyor ve besbelli isteyerek, işi tepki göstereceği noktaya kadar vardırıyorlardı…

İlk anda tipik kara mizah diye düşündüm o sahneyi izlerken ama sonraki günlerde, özellikle Kemal Kılıçdaroğlu figürünün “mutlak butlan” çerçevesinde yeniden sahneye çıkmasıyla, tür olarak tragedya neredeyse boydan boya görünür hale geldi. Shakespeare’in o ölümsüz oyunlarından biriydi sanki artık sahnelenen. Hangisi, söylemek istemiyorum. Tipolojik özelliklerin peşinden giden bulabilir nasıl olsa.

CHP sahnesinde olup biten bu serüven, trajik başkişi açısından aynı zamanda ülke sahnesinde olup bitenin bir provası gibi. Aynı trajik dertten muzdarip bir başka müstakbel aday tam da aynı günlerde ülkenin gelişkin üniversitelerinden birini önce açıp sonra hemen kapatarak güç gösterisi peşindeydi.

Necmiye Alpay’ın yazısı