Bu yapı bundan 22 yıl önce işbaşına geldiğinde toplumsal ve siyasal bir “davaya” sahip görünüyordu. Dünyanın ve Türkiye’nin gerçeklerini anlamaktan uzak olsalar da ülkenin kurucu değerlerine karşı intikamcı duygularla işler yapsalar da “davaları” nedeniyle saygı duyulacak bir yapı gibi görünüyorlardı.
Ama zaman geçtikçe ne davalarında ne yöntemlerinde ne de iş yapma biçimlerinde saygı duyulacak yanlarının olmadığı anlaşıldı. Ahlaki, vicdani ve siyasi olarak ülkeye çökmüş bir kâbus gibiydiler. Yine de toplumun bir kısmı pragmatizmleri, iş yapar görünmeleri ve popülist siyasetleri nedeniyle bu yapıya destek verdi. Diğer kısmı ise vicdansızca ve vahşice kullandıkları güç ve yaydıkları korku nedeniyle sessiz kalmayı tercih etti.
Ama bu büyük depremle birlikte beceriksizlikleri tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. İstişare, karar alma ve aksiyona geçme konusundaki hatalarının faturasını, muhtemeldir ki kurtarabileceğimiz on binlerce canı enkaz altında bırakmış olarak ödüyoruz.