Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Aksaray’da çiftçilerle bir araya geldi. Çiftçiler, “tarım ürünü ithal izini vermeyin. Yerli üretimi koruyun. Siz ithal izini verince bizim ürünümüz tarladan toplanma masrafını karşılayamaz fiyata düşüyor; biz çiftçi doğduğumuza bin pişman oluyoruz” dediler.
Bakan yardımcısı! Hazırlıklı gelmişti. Ezberi tekrarladı. “Üretmek pahalı. İthal etmek ucuz”
Aksaraylı çiftçiler, iyi niyetli, saf, saygılı insanlar. Akıllarına; “Sayın bakan yardımcımız, 22 yıl geçti, siz izlediğiniz tarım ve tarımsal kalkınma politikası ile ülkemizi öyle bir noktaya taşımalıydınız ki ‘ithal etmek ucuz’ bahanesine sarılma ihtiyacı doğmasaydı” demek gelmedi.
Tarlalarda, bahçelerde, seralarda, bağlarda üretim maliyeti niçin pahalı? Çiftçi, niçin dünyanın diğer çiftçileri ile yarışacak; ucuz tohum, gübre, ilaç, mazot, elektrik, su, banka kredisi, devlet desteği ile buluşturulamadı ve “tarladan mutfağa uzanan pazarlama zincirinde kendi üretiminin değerini koruyamaz, kollayamaz duruma” düştü, düşürüldü?
Ankara’da! Bir yamyamlık var! Hazırı parçalıyor. Yiyor, bitiriyor.
Hazırı satarak küçük bir azınlığı zengin ediyor, Türkiye’yi de “dışarısı daha ucuz diye tarım ürünü ithal eden ülke” durumuna düşürüyor.