sanat@diken.com.tr
Kitap raflarının karşısına geçip “Ne okusam?” diye düşünmek gündelik hayatın karmaşasından ve hızından kaçmak için yerinde ve keyif veren bir faaliyet. Ama kitapların çeşitliliği karşısında kararsız kalmamak elde değil. Kabul etmek lazım: Bir kitapta karar kılmak zor iş!
Diken bu hafta dört kitaba dikkatinizi çekiyor. Karar sizin. Şimdiden iyi okumalar.
Yerini bulamamak: ‘Bağlar’

Kimliğini gizlemesiyle merak unsuru haline gelen İtalyan yazar Elena Ferrante’nin kim olduğu ortaya çıkarıldığında öğrendik Domenico Starnone’nin adını.
Ferrante’nin eşi olduğu da iddia ediliyor, Ferrante kisvesinde ‘Napoli Romanları’nı yazdığı da. Ancak ‘Bağlar’ın yazarı İtalya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden birinin sahibi.
Ferrante’nin romanlarını kim yazıyor bilinmez ama Starnone’nin Türkçedeki ilk romanı ‘Bağlar’, on iki yıllık eşinin başka bir kadın için onu terk etmesi üzerine bir kadının başından geçenleri anlatıyor.
Ferrante’nin anlatısına dair bazı tınıların yer aldığı romanda sosyal, ailevi, psikolojik ve ideolojik yapılar ile ayal kırıklığı, haset, özlem, değersizlik ve hınç duyguları resmediliyor.
Hazza akademik yaklaşım: ‘Sayılarla Seks’

Seks insan yaşamının gerçeği fakat ona dair sorduğumuz soruların ise sonu geleceğe pek benzemiyor.
Hep şöyle sorular soruyoruz: Çok mu seks yapıyorum? Yeterince yapmıyor muyum? Doğru insanla mı yapıyorum? Erken mi başladım, geç mi? Benim deneyimlerim farklı mı? Ya da en azından başkaları gerçekten farklı mı?
Cinsel davranışlarımızın hayatımıza ciddi etkisinin olduğunu savunan David Spiegelhalter, bu çalışmasında seks olgusunu veriler ve gözlemlerden yola çıkarak masaya yatırıyor.
Çaya batırılmış madlenin kokusu gibi : ‘Kalan Son Güzel Kağıdım’

Yatmadan önce anneden alınan öpücük, çaya batırılan madlen kurabiyenin kokusu.
Fransız yazar Marcel Proust, herkesin aklına kazınan bu iki duyguyu anlattığı ‘Kayıp Zamanın İzinde’nin ciltlerini kaleme alırken çok sayıda mektup da yazdı. Proust’un mektup yazma süreci hayatının sonuna kadar sürdü.
Notlarla zenginleştirilen bu mektupları Proust ailesine, arkadaşlarına, hasımlarına, üst kat komşusuna, yayıncısına kadar pek çok farklı kişiyi muhatap alıyor.
Tarihe bakış açısı: ‘Kara ve Deniz’

İnsanın ve dünyanın şimdiye dek sürmüş olan ve sürmekte olan yolcuğuluğunun sırrı sürekli çözülmeye çalışılıyor. Birçok düşünür buna kafa yordu. Alman siyaset teorisyeni Carl Schmitt de onlardan biri.
Tarihi kara merkezli bir okumanın yerine deniz merkezli bir okumayı öneren Schmitt, mekan kavramının dönüşümüne bakıp insanın mekansal geleceğine dair sorular soruyor.