Nazlı Ilıcak: Hukukun bu kadar ayaklar altına alındığı bir dönem hiç yaşanmadı!

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Bazı gazeteciler ya meseleye derinlemesine vakıf olmadıkları için ya da kötü niyetle “İşte istediğiniz bu değil miydi? Yargı, suç izafe edilenlerin yakasına yapışıyor” diye tweet atıyor, yorum yapıyor. Oysa… Sırf insanları gözaltına alıp, tutuklamak için özel mahkemeler ihdas edildi: Sulh Ceza Hâkimlikleri. Buralara, yolsuzluk operasyonlarında tutuklananları serbest bırakan, mal varlığı üzerindeki tedbiri kaldıran hâkimler getirildi. Sosyal medyada Başbakan’a bağlılıklarını bildiren yargı mensupları devreye sokuldu.

Bir kısım Emniyet İstihbarat Şubesi mensubu ise yasa dışı dinleme, resmi evrakta sahtecilik, adliyeyi yanıltmak iddiasıyla gözaltında veya tutuklu. Ali Fuat Yılmazer ile Erol Demirhan “örgüt kurmak” iddiasıyla karşı karşıya. Yani, telefonları dinleyerek, TCK 312’ye göre darbe yapmak istemişler. 17 ve 25 Aralık darbe teşebbüslerini (!) öğrendik ama acaba bunlarınki hangi darbe? Adli soruşturmada, teknik takibi yapılan kişilerin tapeleri muhafaza ediliyor. İstihbari dinlemede ise bu tapeler bir suç isnadı yoksa 15 gün içinde imha ediliyor. Avukatlar, istihbari amaçlı dinmelerde kanunun öngördüğü gibi bütün tapelerin imha edildiğini açıkladı. Hükümeti devirme amacı güdüldüyse, bu konuşmaların muhafaza edilip belirli maksatlarla kullanılması gerekmez miydi? Hukukun bu kadar ayaklar altına alındığı bir dönem hiç yaşanmadı!

Nazlı Ilıcak’ın yazısı