PKK daha ziyade eski Filistin Kurtuluş Örgütü ya da şimdiki Hamas ile mukayese edilebilir veyahut İRA’yla, ETA’yla… Elbette PKK’ya terör örgütü de denilebilir. O zaman, muhatap almazsınız onları, silahlı operasyonlarla etkisizleştirmeye çalışırsınız.
Erdoğan’ın henüz bir tercih yapmadığı ortada. Çelişkili tavrı yüzünden, çözüm sürecinde de mesafe alınamıyor. PKK’nın dağ kadrosu yöneticileri, “Bu bir savaş ilânıdır. PKK açısından barış sürecinin anlamı kalmamıştır” diye açıklama bile yaptılar.
Dün yazdım. PYD’nin Suriye’de, Rojava bölgesinde, özerk bir devlet kurmasına razı mısınız? Bu soruya net bir cevap gerekiyor. Razıysanız, samimiyetinizi göstermek için sınırları açacaksınız, insanlar, IŞİD katliamıyla karşı karşıya kalan akrabalarının yardımına koşacak. Zaten muhatap aldığımız PKK ve onun siyasi kolu HDP de bunu talep ediyor. Çözüm sürecinin kaderi, Türkiye’nin PYD ile birlikte IŞİD’e karşı mücadelesine bağlı görünüyor.
Şanlıurfa’da Suruç’a giden Selahattin Demirtaş sınırda konuştu. Kobani düşerse, IŞİD ile PYD’liler arasında, şehir merkezinde, yüz yüze çarpışmaların başlayacağını anlattı. Böyle bir gelişme Türkiye açısından da büyük bir tehlike arz ediyor. Ne yapacağız? Seyirci kalmaya devam mı edeceğiz? Batı ile ittifak kurup, eyleme mi geçeceğiz? Yoksa PKK ile IŞİD terörünü kıyas ederek, müttefiklerimizin İslâmafobik olduğunu mu ileri süreceğiz?