Laik bir ülke olarak Türkiye’nin İslâm dünyasının ihtilâflarında taraf tutması, başımızı çok ağrıttı; ağrıtıyor. Zira Müslümanlar arasında bir birlik ve beraberlik mevcut değil.
Dış ilişkilerde her zaman menfaatler ön plana çıkar ama Türkiye, daha ziyade mezhepsel bağlarla hareket ediyor gibi göründü. Bahreyn’deki tepkisizliği ya da Mısır’daki aşırı tepkiyi ve Suriye’deki olağanüstü gayretkeşliği ancak bu ideolojik yakınlıkla açıklayabiliriz.
İşte şimdi Ortadoğu politikamızın acı meyvelerini topluyoruz. Eski ABD Büyükelçisi Ricciardone, El Nusra ve Ahrar El Şam ile Türkiye’nin ilişkilerine temas ediyor.
Herhalde, MİT’in denetimindeki TIR dolusu silahlar da “İkna edilebilir” addedilen bu radikal Sünni gruplara gidiyordu.
Wall Street Journal (WSJ) ve New York Times’ta da ülkemizle ilgili olumsuz haberler yayınlandı. WSJ’nin başlığı, “Ankara’daki olmayan müttefikimiz”, aslında her şeyi anlatmaya yeter.
ABD’nin önemli gazetelerinden New York Times ise IŞİD’in ucuz petrol ticaretinde Türkiye’nin güneyinin önemli bir pazara dönüştüğünü ileri sürdü. Hatta bu karaborsa ticaretten bazı hükümet yetkililerinin rant sağlıyor olabileceğini ifade etti.
Ne de olsa önümüzde Rıza Sarraf örneği var ve Batı Türkiye’nin bu ayıplı durumunu biliyor.
Tayyip Erdoğan Katar’a giderken “Türkiye’nin teröre karşı olduğu” açıklamasını yaptı ama ülkemizde uçan kuştan haberi olan Batı’yı sanırım bu sözler ikna etmeyecek. Çok müsrif davrandık ve kredimizi tükettik.