Bir zamanlar Cemaat’e yakın olan ve ama şimdilerde “havuz medyası”nın çok sevdiği Hüseyin Gülerce önemli açıklamalar yapıyor. Yanlış anlaşılmasın, Gülerce’yi ben de severim ve samimiyetinden zerrece kuşku duymam.
Hüseyin Gülerce, Hizmet Hareketi’nin Tayyip Erdoğan’ı devirmek istediğine inanıyor. 3 adım sıralıyor: 1) 7 Şubat, 2) Gezi, 3) 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları.
Nedir 7 Şubat’ın perde arkası? Hüseyin Gülerce’ye göre Zaman’ın kabahati “Savcılar daima haklı çıkıyor” manşetini atması. Böylece Sadrettin Sarıkaya’nın Hakan Fidan’ı ifadeye çağırmasını gazete desteklemiş oluyor. Bu da darbenin ilk ayağı sayılıyor! Oysa Cemaat’in baştan beri -tıpkı Erdoğan gibi- KCK operasyonlarını onayladığını, ayrıca MİT’te 28 Şubat’tan kalma karanlık odakların mevcudiyetine inandığını biliyoruz. Savcıyı desteklemesinin sebebi bu.
Cemaat’in bu işte bir parmağı olduğu iddiasına gelince… 2011 Haziran seçimlerinde, var gücüyle iktidarı destekleyen Cemaat, neden 6 ay sonra (7 Şubat’ta), Tayyip Erdoğan’ı hedef alan bir operasyon düzenlesin? Üstelik bunu, Oslo bağlantılı olarak yapsın? Eylül 2011’de, Oslo müzakere zabıtları ortaya çıktığı günlerde, Zaman Gazetesi, PKK temsilcileriyle masaya oturulmasına karşı eleştirel bir tavır içine girmemişti.
Gülerce, -madem önümüzde aşamayacağımız bir dağ vardı- ahlâki değerlerimizi sıfırlayıp, Karun’laşan Firavunlar’ın peşine düşmeliydik mi demek istiyor? O zaman Hizmet Hareketi arsızlığı, haksızlığı ve zilleti paylaşmış olmaz mıydı?