Doğru, Kılıç’ın konuşması keskindi. Hükümeti yaraladı. Lafını esirgemeden Yüce Divan salonunda Başbakan’ın yüzüne söyledi. Arkadan konuşmadı.
Üslubu eleştirilebilir elbette. 30 sayfalık konuşma metninde siyaset kokan, polemiğe kapı aralayan cümlelerine itiraz edilebilir. Anayasa Mahkemesi başkanı olarak daha dikkatli dil kullanabilirdi.
Yoksa söyledikleri yanlış değil. Vidaları gevşeyen devletin durumunu, yargının hal-i pürmelalini o konuşmayacak da kim konuşacak? 17 Aralık’tan sonra en üstten en alta, adalete güven sarsıldı. Mülkün temeli büyük gürültüyle çökmekte. Her dava ‘kumpas’, hoşa gitmeyen her tavır ‘paralel’ oldu.
AK Parti çevrelerinin ateşten günlerdeki dik duruşunu göz ardı ederek Kılıç’a yönelttikleri ölçüsüz tepkiler ‘farklı sese’ tahammülsüzlüğün en keskin örneği. Haşim Kılıç’ın ‘demokrasi ve hukuk manifestosu’ kadar ona gösterilen ölçüsüz tepkiler de hatırlanacak.