Bir ülkenin -mesela Türkiye’nin- nasıl yönetildiğini anlamak için daha dün alkışlarla aldığı bir karara bugün yaptığı kötü muameleye bakmak yeter mi? Yeter. Yeter de artar bile. Emeklilikte yaşa takılanlar yasası gibi… EYT, Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, seçimi kazanabilmek için har vurup harman savrulan kamu kaynaklarının, sınır tanımaz popülizmin yüzük taşıydı. Bir gecede 2 milyonu aşkın kişiye emeklilik hakkı verilerek dünya rekoru kırılmıştı. Zaten, çağdışı, kuralsız ve ulufe sistemine tabi emeklilik sistemi o rekorla yerle bir edilmişti. Yıllar içinde de bu sayı 5 milyonu bulacak. Ama ne gam! Değil mi ki “benim vatandaşım emekliliğin en kolayına layıktır.” Değil mi ki zaten bu memlekette seçim uğruna herkesin ağzına bir parmak bal çalmak bu mübahtır, varsın EYT’liye de birkaç parmak bal nasip olsun.
Gelin görün ki bu müthiş popülizme ve bu sınır tanımaz ulufe dağıtıcılığa övgünün ömrü pek kısa oldu. Zaten sürünmekte olan ekonomi iyice dibe vurunca, zamanında olup bitenleri görmezden gelen, göz göre yapılan yanlışa alkış tutan herkes birden sorumlu, makul ve mantıklı ekonomist smokinini giyiverdi. Suçlu da EYT’yi çıkarıp bu sayede seçimi kılpayı kazanan iktidar değil, iktidarı EYT’yi çıkarmaya mecbur bırakan! muhalefet oldu. Oysa o muhalefet belki yüz konuda iktidarı zorlamıştı ve EYT dışında bir tanesine bile kulak asılmamıştı, o da ayrı mesele.
Asıl mesele, ülkenin hesap kitap yapmadan, hiçbir konuda fizibiliteye müracaat etmeden, geçmişte ne oldu gelecekte ne olabilir diye hiç düşünmeden yönetilmesidir. EYT ayarında kaç tane yanlış karar alındığını bilen var mı? Sadece EYT yanlışı bile bütün alanlarda verilen kararları şüpheli hale getirmeye yetiyor. EYT’ye bak gerisini anla… Şarkıda söylendiği gibi, “bu benim mesele, derin mesele.”