Örgütün fırsatçılığını hesaba katmakta yarar var. Zaten yıllardır Rusya’yı, özellikle Devlet Başkanı Vladimir Putin’i hedef alan örgütün, saldırmak için Rusya’nın batı ülkeleriyle ilişkilerinin kötü gittiği, Ukrayna ile de savaşa tutuştuğu bir anı seçmesi son derece akıllıca. Rusya’ya olan “karşıtlıktan” faydalanmak istediği de çok açık. Hala var olduğunu göstermek için de bu ortamdan yararlandığı belli.
ABD‘nin yenilerek Afganistan’dan çekilmesinin ardından IŞİD-H, Taliban’ın da muhalefetine rağmen yeniden canlandı. Afgan güvenlik güçlerine, bakanlıklara, ülkedeki diğer din mensuplarına saldırdı. Yeniden Rusya’ya yönelmesinin bu canlanmayla da ilgisi var. Rusya’yı hedef almasının en önemli nedenlerinden biri ise Moskova’nın, IŞİD’in düşmanı Taliban’la ilişkilerinin son derece iyi olması. Rusya, batının yaptırımlarını delmek amacıyla, ticaret yollarına erişim için Taliban’la iyi geinmek zorunda. Bu IŞİD-K’nın hoşuna gitmiyor.
Rusya’nın da, özellikle Putin’in hem IŞİD-K’nın hem de diğer İslamcı örgütlerin eline fırsat verdiği de unutulmamalı. Putin’in başörtüsüne ilişkin sorgulayan ifadeleri, İslamiyet de dahil dine ilişkin kimi değerlendirmeleri IŞİD-H’nin alçak eylemlerinin bahanesi olabilir. Dini kıyafetlerin yasaklanması, dini toplantıların Rus yetkililer tarafından engellenmesi uluslararası gözlemcilerin de eleştirilerine yol açmıştı.