Mustafa Durmuş: Reklamlar ve borçlandırmayla tüketim pompalanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye ekonomisi son 40 yıldır (özellikle de son 22 yıldır AKP iktidarları sırasında), neredeyse gelişkin bir ekonomi kadar (GSYH’nin yüzde 60-70’i boyutlarında) tüketime dayalı bir ekonomi ve Türkiye toplumu da bir tüketim toplumu haline geldi. Bu gelişme aslında kapitalist merkezlerin çeperindeki azgelişmiş ekonomilerin neo-liberalizmle birlikte içine düşürüldükleri bir durum.

Yani kapitalist bir ekonomi olarak Türkiye ekonomisi tüketimciliğe bağımlı bir ekonomidir. Yerli üretimin yetmediği (ya da iktidarlarca tercih edilmediği) dönemde bu tüketim açığı ithalat aracılığıyla kapatılıyor. Bu da ülkeyi ithalata bağımlı hale getiriyor.

“Özel tüketim harcamaları” olarak da bilinen hane halkı tüketimi, kısaca insanımızın tuvalet kâğıdından bilgisayarlara, konuttan otomobile kadar kişisel kullanım için satın aldığı her şey bu tüketim ekonomisini oluşturuyor.

Ancak burada neo-liberalizmin bir açmazı ortaya çıkıyor. Öyle ki neo-liberalizmin önemli bir özelliği olan reel ücretlerin baskılanması ve gelir dağılımının emekçiler aleyhinde işletilmesi yüzünden tüketim yapabilmek için gerekli olan gelir elde edilemeyince, sistemi sürdürebilmek için bu kez emekçiler başta olmak üzere hemen herkes borçlandırılıyor. Tüketim ve tüketim ekonomisi banka kredileri, düşük faiz oranları, kısaca artan bir finansallaşma ile sürdürülebiliyor. Bu da çok borçlu bir ekonomi ve toplum yaratıyor.

Tüketimciliğe olan bu bağımlılık nedeniyle, sahip olup da “bilmediğimiz yeni ihtiyaçlar” yaratmak için reklam ve pazarlamaya müthiş bir para ve çaba harcanıyor. İhtiyaç kredileri adı altında bu tüketimcilik bankalar eliyle daha da artırılıyor.

Bunun sonucu ise bugün ülkede yaşandığı gibi, kredi kartları borçlarının ve borçlarını ödeyemeyenlerin sayısının patlaması, insanların yüksek faiz ve gecikme cezaları altında ezilerek daha da yoksullaşmasıdır.

Mustafa Durmuş’un yazısı