Müslüm Gülhan: Futbol, sermaye ve siyasetin kazan-kazan oyunu haline geldi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Futbolda ekonomik üretime dayalı olmadan maddi zenginliğin yaratılması, toplumdaki tüm beklentilerin şekillendiği başlangıç ​​noktasıdır. Bu servet transferleriyle kurulan ilişkiler, toplumun ekonomik ve sosyal dezenformasyonunu oluşturmaktadır. Futbol pratikte, metalaştırılmasıyla değer yaratma becerisini fiilen kaybetmiştir.

Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan maçın içeriği; araçsallaştırılan futbolun nasıl da manipülasyona açık konumda hiyerarşik bir kontrol mekanizması içinde oynandığının önemli bir analiz alanı oldu. Maç tamamen yukardan aşağıya doğru korku ve kaygıların giderilmesine yönelik, saha içi ve saha dışı etmenlerin kontrolünde “Ağzımızın tadı kaçmasın” beklentisiyle el freni çekik olarak oynatıldı.

Transferlerde, uçağın iniş saatini kulüpten öğrenip bunu pazarlamak artık gerçek gazetecilik ve yorumculuk oldu. Asgari ücret ile sömürülen taraftar da bunu bekliyor. Çünkü, hayattaki kaybedilen duygusal varlığın mücadele alanı olarak futbolun pazarlanması-popülist kültürün sattığı bir metadır. Popülist kültürün yarattığı ürünler, irade dışında alınan ve peşine takılan metalar olduğu için, futbol bunun için biçilmiş kaftandır. Bu bonservis bedelleri bu yüzden verilmektedir. Yoksa kimsenin futbolun başarısından beklentisi yok.

Popüler kültür, üretildiği toplumsal yapı içinde paylaşılan inanç, uygulama ve nesnelerdir ki bunlar sayesinde kitleleri tahakküm altına alır. İşte bu tahakkümü pazarlayan yorumcular sırf bu yüzden böyle kocaman-kocaman paralar alıyorlar. Futbol, artık sermaye ve siyasetin kazan-kazan oyunu haline geldi.

Müslüm Gülhan’ın yazısı