Sadece biz değil, bize dışarıdan bakanlar da öyle düşünüyordu; Türkiye, hukuk devleti olmaya giden yolda, kanun devleti olmaya başlamıştı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘ileri demokrasi’ nutukları attığı, kabaca 2010’a kadar olan dönemden söz ediyorum. Belki de Arap Baharı AK Parti hükümetinin dengesini bozdu; imparatorluğun yıkılışı, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yüz yıldır uykuda olan bazı eski hevesler depreşmeye başladı… Bugün geldiğimiz noktada Türkiye kendi kanunlarını uygulamayan bir ülke görünümüne doğru hızla gidiyor. Kanunların ancak sıradan vatandaşa, hükümetten güç alamayan vatandaşa işlediği ama arkasında hükümet bağlantısı olana işlemediği yolunda bir algı giderek yayılıyor… Şimdi bakmak lazım, o 4.5 milyon doları kim gelip adliye emanetinden almaya kalkacak? O dört buçuk milyon dolar kime iade edilecek? Maliye, o paranın vergisini kimden talep edecek? Edebilecek mi? … Ama bütün ölçülere göre basın özgürlüğünde dünya listelerinin sonlarında gezinirken Başbakan’ın AB ülkelerinin çoğundan iyi durumda olduğumuzu söylediği, dahası, seçmeninin de ona inanmaya devam ettiği bir araftayız sanki. Amaçlananın karşı konulmaz, yıkılmaz bir görüntü verilmek istendiği olduğu o kadar açık ki…