Yaşanan skandalın (NATO) boyutu gecikmeden gelse de bu özürlerle kolay kolay atlatılmayabilir.
Çünkü bu skandal da son zamanlarda Türkiye ve Batı arasında yaşanan bir dizi talihsiz gelişmeyle, kaçınılmaz olarak birlikte algılanacak gibi duruyor. Batıda Erdoğan aleyhtarı kampanyanın Türkiye aleyhtarlığına dönmekte olduğunun işaretlerini veriyor.
İnsanın dilinin ucuna gerçekten “Bu nasıl ittifak?” sorusu geliyor.
Türkiye 1952’den bu yana NATO’ya üye. Bunun gerisinde 1950’de Kore’ye asker göndermesi ve 1947’de ABD Başkanının adıyla anılan Truman Doktrinine göre (Yunanistan ile Birlikte) o zaman Sovyetler Birliği olan Rusya’ya karşı Batı saflarına alınması bulunuyor.
ABD, NATO’nun lokomotif gücü ve Türkiye’nin som zamanlarda ABD ile çok ciddi sorunları var. Ayrıntılarıyla artık bıktırmayalım sizi ama IŞİD’e karşı PKK’nın Suriye kolu PYD ile işbirliğinden Fethullah Gülen’e karşı yasal adım atmamasına, Reza Zarrab davasından tutuklu Amerikalı rahip ve iki konsolosluk görevlisinin tutuklanmasına ve ardından gelen vize kısıtlamalarına dek sorunlar birikiyor.