28’inden önce yapılacak bir Kongre, Gül’ün –istifa etmesi dışında- katılıp aday olmasına izin vermiyor, aday olup kazansa dahi, milletvekili olmadığı için Başbakan atanması mümkün olmuyordu. İşte Erdoğan, seçilmesinin hemen ertesi günü topladığı AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısından bu kararı çıkartıp, aslında düz ve basit hesabını hayata geçirmeyi düşünüyordu. Ama Türkiye’de siyaset her zaman sürprizlerle doludur ya, işte onlardan birisiyle daha karşılaştık. Toplantı devam ederken Gül’ün Cumhurbaşkanlığı muhabirlerine yaptığı bir açıklama hem siyasete –haydi klişeyi kullanalım- bomba gibi düştü, hem de anında toplantıyı yöneten Erdoğan’a ulaştırıldı. Gül, adeta Erdoğan ve AK Partililere “Nereye böyle kardeşler, bensiz mi gidiyorsunuz?” diye soruyor, adeta “Oyunda ben de varım, unutmayın” diyordu.
Cevap bir saat kadar sonra Hüseyin Çelik’ten geldi: Yeni Genel Başkanın seçileceği Kongre 27 Ağustosta yapılacaktı. Yani Erdoğan ve AK Parti, Gül’e en azından şu anda yönetimin kendisine kapalı olduğunu söylemişti. Evet, çelik “Hoş gelir, sefa gelir” diyordu ama ardından, üye olur, herhalde “Kayseri il başkanı olmaz” gibi Cumhurbaşkanı için kullanılması soru işaretine yol açan bir ifade kullanıyordu. AK Parti’nin mevcut yönetimi, en azından şu anda Gül’e aralarında yer olmadığını söylüyordu. Gül tecrübeli bir siyasetçidir. Bu karşı hamleyi mutlaka hesap etmiştir. Belki böylelikle AK Parti içindeki bir kesime, yönetim kapıları kendilerine kapatılırsa siyaset yapma imkânlarının büsbütün kapanmadığı, başka imkânların da ortaya çıkabileceğini söylemiştir böylece. Ama her halükarda, Erdoğan’ın Çankaya’daki fiili başkanlık, ya da yarı başkanlık serüveninin pek kolay olmayacağı görülüyor.