Şu altı bin zeytin ağacı hikâyesi bir başka ibretlik olay ve gerisinde kimbilir daha ne yolsuz işler (haber sızdırılması vb.) yatıyor.
Bu işlerin hepsinin bir sis perdesi arkasında yapılması, zaten hiçbir zaman böyle ilişkilerin saydam olmadığı Türkiye’de önceki bütün dönemleri solladı geçti. Yeni köprünün varlığı, tasarısı telaffuz edilmeden ayakları dikildi. “Çılgın Proje” dedikleri, mutlaka enine boyuna incelenmesi ve tartışılması şart olan bu “paralel boğaz” hikâyesinin rant paylaşımı kimbilir hangi noktada… Yenikapı’da denizin doldurulduğundan ancak doldurulduktan sonra haberimiz oldu.
“Benden habersiz ‘kupon arsa’lar hakkında işlem yapmayın,” diyen bir Başbakan- Cumhurbaşkanı’na sahibiz. Bütün bunlar yeni yeni “Bizimkiler- Bizim Adamlar” kapıları açıyor.
Ama toplumu “yeniden tasarımlama” ve “inşa etme” projesi böyle ekonomik girişimlerle sınırlı kalmıyor. Günün siyasetinin bazı zorlamaları Tayyip Erdoğan’ın yargı ve polise bodoslama dalması, ortalığı dağıtması ve şimdi “kendine uygun” biçimde yeniden düzenlemesine yol açtı.
Onlarla birlikte bir de “Jandarma projesi” sözü çıktı. Yani Tayyip Erdoğan kendi “Silâhlı Kuvvetleri”ni de kurma aşamasına geldi. Böylece, ülkede ne kadar “ip” varsa, hepsinin ucu Erdoğan’ın ellerinde olacak, “uyumlu” bir toplum çıkacak ortaya. Böyle iple oynatılan, benim bildiğim, “kukla” vardır. Tayyip Erdoğan Türkiye’nin kukla üstadı olma yolunda.