Murat Belge: Erdoğan'ın 'taraf olan Cumhurbaşkanı'ndan anladığı ne?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Tayyip Erdoğan her zaman yaptığı gibi Cumhuriyet’in demokratik kabahatlerle dolu tarihini yardıma çağırıyor. Bu sefer de “tarafsız Cumhurbaşkanı” kavramı tartışma konusu. Peki Erdoğan’ın “taraf olan Cumhurbaşkanı”ndan anladığı ne?

“Benim partim ne yaparsa doğru yapar (çünkü son kertede benim emrettiğim gibi yapmıştır)” zihniyetinin yukarıda anlattığım “tek- parti” zihniyetinden herhangi bir farkı yok. Tayyip Erdoğan, “Başbakan” olarak, nasıl “taraf” olduğunu yeterince gösterdi, sergiledi. Bütün bu “tayin/ sürgün” furyasıyla, toplumun önüne yığınla kanıt koydu. Ama bana bütün bu dehşetengiz uygulamalardan daha dehşetengiz görünün şey, bunların kendisine dokunulduktan sonra ortaya çıkması olgusudur. Bu “paralel yapı”, şimdi avaz avaz “Çocuklarınızı oraya göndermeyin” diye bağırdığı okullar, kefil olduğu (sonra da “hain” ilân ettiği) savcılar, hepsi, Tayyip Erdoğan’ı Başbakan yapan 2002 seçimlerinde vardı. Ama henüz Tayyip Erdoğan’a “dokunmamıştı”.

Yani, “taraflı Cumhurbaşkanı” elbette olunur. Bu, şu demektir: Cumhurbaşkanı olacak adam birtakım evrensel değerlere bağlıdır; “benim adamlarım yaparsa olur, senin adamların yaparsa olmaz” anlamında bir “tarafsızlık” değildir, sözkonusu olan. Değerlere bağlılığında “taraf” olursun, ama somut durumun teşhisinde ve değerlendirmesinde “nesnel” olursun. Tayyip Erdoğan bunu olamadığını ve olamayacağını gösterdi.

Murat Belge’nin yazısı