Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
İmamoğlu soruşturmasında her gün manşetlere taşınan yeni bir iddia, sosyal medyada dolaşan çelişkili bilgiler, TV ekranlarında dönen yorumlar ortaya atılıyor. İşin daha da garibi, bizden bu karmaşayı çözmemiz isteniyor. İddialar çarpıcı: “560 milyar TL yolsuzluk”, “PKK’ye 100 milyon dolar aktarıldı”, “50 milyon dolarlık 3 villa, 15 milyon TL’ye satıldı.”
Ama ne savcılık tespitlerinde ne soruşturma evraklarında ne de başka resmi belgelerde bu tür iddiaların yeri yok. İmamoğlu’na yöneltilen 46 sorunun 31’i tanık beyanına dayanıyor. Oysa Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tanık beyanı tek başına delil sayılamaz.
MASAK’ın raporunda ise dikkat çeken çarpıtmalar var. İddia edilen borç ilişkisi belgelerle çürütülüyor. Arsa İmamoğlu İnşaat’ın değil, tapu kayıtlarına göre başka üç kişiye ait. İmamoğlu İnşaat sadece inşaatı yapıyor, 18 villadan 9’unu alıyor. Yani sözleşme çok açık. Ama MASAK raporunda bu durum ‘arsa satışı’ gibi gösterilmiş. Bu sadece yanlış değil, aynı zamanda kasıt içeriyor. İçişleri Bakanlığı, İBB’ye 24 Şubat 2025’te yazı yazarak soruşturmaya konu şirketlerin aldığı tüm ihalelerin listesini istiyor. Sadece bir gün sonra yeni yazı geliyor ve bu kez yalnızca 2019 sonrası ihalelerin dökümü talep ediliyor. AKP dönemi İBB yönetimi es geçiliyor.
Soruşturma bir türlü ilerletilemiyor. HTS kayıtlarına bakıyorlar olmuyor, ihaleleri araştırıyorlar. Sayıştay zaten aklamış. Aman diyorlar 2019 öncesine dokunmayın, bu sefer art niyet ortaya çıkıyor. Resmen doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı süreci yürütülüyor.