“Bölge trafikte iki tane paralelci polis var” türü ihbarlardan, Galatasaray Basketbol Takımı’nın final maçı için sahaya çıkmamasını “paralel”e yoran kulüp başkanlarına kadar, çok yaygın bir kullanım alanı ile karşı karşıyayız.
O kadar çok örneği var ki, suçüstü yakalanan hırsız, kendini mahkum eden hakimi “paralel” diye suçlarken, HSYK’da rakiplerinizi sokacağınız torba niyetine “paralele karşı seçim kazanmak” neden mümkün olmasın?
Devlet otoritesinin etki alanında iseniz, bütün kişisel meselelerinizi “paralel” ile çözebilirsiniz. Kaydınızı yapmayan okul müdürü, sizi bekleten doktor, durakta durmayan otobüs şoförü “paralel yapı”nın mensubu olabilir. Hiç tereddüt etmeyin mutlaka öyledir!
Bu koskoca “paralel yapı”yı ayakta tutan tek bir mesned var: “17 ve 25 Aralık’ta yolsuzluk soruşturmaları ile paralel yapı hükümetimize karşı darbe yapmıştır” sözü.
Bir adım daha ötesi, soruşturulamayan yolsuzluklar olmasaydı “paralel yapı” sözünü icat eden, hiç bu sözü söyler miydi?
Demek ki “paralel”in varlık sebebi herkes için aynı.