“Devr-i sabık” lafı, “eski yönetimden hesap sormak” anlamına geliyor. Geleceği öngörmek için kehanette bulunmaya gerek yok. AK Parti iktidarı için, özellikle şu son altı aylık dönemi içine alan bir devr-i sabık ister istemez olacak. Dosyalar açılacak. Soruşturmalar kaldığı yerden yeniden başlayacak. Muhtemelen tutuklamalar, mahkûmiyetler olacak. Geriye, yakın tarihe şöyle bir bakınca aksini düşünmek neredeyse imkânsız.
Hükümet medyası, Meclis’e geleceği söylenen altı maddelik çözüm paketini duyururken, nedense özünü değil ayrıntılarından birini öne çıkartıyor: “Kamu görevlilerine dokunulmazlık zırhı geliyor”. Güya, ‘Barış Süreci’nde devlet adına görev üstlenenler, savcılığın soruşturması üzerine MİT müsteşarı ve görevlilerine 27. madde ile sağlanan ayrıcalıklar gibi koruma altında olacaklar. Hukuk içinde işleyen bir devlet düzeni içinde, hassas görevler üstlenen kamu görevlerine dokunulmazlık zırhı kuşandırmanın bir anlamı olmaz. Barış süreci mi yürütüyorsunuz? Başka türlü çözemediğiniz bir sorunu siyasetle, müzakereyle, hatta pazarlıkla çözmek istiyorsanız, devlet ve kanun düzeni yolunuzu ve yönetiminizi gösterir. Bir hukuk devleti kişilere değil, kurumlara dokunulmazlık sağlar.
Bir devr-i sabık olacaksa, bu sayfayı Başbakan’ın bugünkü müttefikleri açacaklar. Orada hiç acıma duygusuna yer olmayacak. Aynı şekilde bugünün mazlumları o gün geldiğinde yapayalnız kalan sadr-ı esbaklar için sadece hukuk ve adalet dileyecekler.