AYŞEGÜL KASAP
aysegulkasap@diken.com.tr
@aysegul_kasap
Muhalefet partileri iktidar tarafından dinlendiğini düşünüyor. Hatta sadece partililer değil, gazetecilerin de dinlenildiği iddia edildi. Birçok vatandaşta da ‘dinlendiği’ kaygısında.
Bu iddiaların gerçekçiliğini ve teknik alt yapısını Boğaziçi Üniversitesi bilgisayar mühendisliği bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu’ya sorduk. Aynı zamanda da veri iletişimi alanında uzman olan Tuğcu, Türkiye’nin bu dinlemeleri yapabilecek bir kapasiteye sahip olduğunu söyledi.
Yasal dinlemelerin yanı sıra suç teşkil eden dinlemelerin olduğuna da dikkat çeken profesör “Mahkeme kararı olmadan, birine göz kırpıp ‘Şunu bir dinlesene’ dediğinde teknik olarak onu engelleyen hiçbir şey yok ortada” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, Gelecek Partisi Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün ve partinin kurucular kurulu üyesi Yavuz Değirmenci, TİP Milletvekili Ahmet Şık, muhalefet ve gazetecilerin dinlendiğini, vatandaşlarda da ‘dinlenme kaygısı’nın oluştuğunu söylemişti.
Peki bu mümkün mü? Herkesi dinleyebilecek bir alt yapısı var mı Türkiye’nin?
Türkiye’nin nüfusu resmi verilere göre yaklaşık 85 milyon. Bunun içinde yeni doğan bebekler, telefon kullanmayan çocuklar, kırsalda yaşayan vatandaşlar da var. İnterneti kullananların sayısıysa telefon kullanıcılarından çok daha düşük.
Profilleme yöntemi
Profesör Tuğcu’ya göre bu tabloda Türkiye’nin hem verileri takip edebileceği hem de telefonları dinleyebileceği kapasitesi var. Teknik olarak da mümkün: “Bu gibi durumlarda herkesin her konuşmasını dinleyemezsiniz. En azından çalışanlar aracılığıyla dinleyemezsiniz. Bu yüzden önce profilleme yapılır. İncelenir. Kişinin birçok bilgisine bakılır. Bunun içinde doğum yeri, yaşı, cinsiyeti, mensubu olduğu siyasi ve siyasi olmayan gruplar, eğitim seviyesi gibi bir sürü faktörler vardır. Sosyal medyada yazdıklarına, beğenilerine bakılır. Onlar da kişinin görüşünü belli eder. Böylece incelenecek insan sayısı daraltılır. Sonra da belli anahtar kelimeler aramaya başlanır. Bu yazılı da olabilir, sözlü de olabilir. Bir de kişiler ve gruplar arasındaki ilişkilere bakılır. Kim kimle iletişim halinde? Yani şüpheli kişi varsa onun ağına -ağ diyoruz ona bu bir network çünkü aslında- bakılır. Bir kişinin networku içindeki diğer kişileri de şüpheli havuzuna atmaya başlanır. Puanlandırma yapılıyor.
‘Despot liderler rakiplerini dinlemek için kullanabilir’
Bu dünyanın her tarafında yapılıyor. Türkiye’de de yapılıyor. Siz bu şekilde ülkenizdeki teröristlerin, terör faaliyetleri olmadan belirlenmesi amacıyla da kullanılmasını istersiniz. Bu herkesin yapmasını istediği bir şeydir. Ama öte yandan bu işi tersine de kullanmak da mümkün oluyor. 1960’larda nasıl Watergate skandalında muhalefet partisi merkezini dinlemek için kullandıysa Cumhuriyetçiler, günümüzde de birçok ülkede despot liderler kendi rakiplerini, muhalifleri takip etmek için de kullanabiliyorlar.”
Türkiye’de muhalefet partileri telefonlarının dinlendiğinden emin konuşuyor. Profesör Tuğcu elinde somut bir veri olmadan bunun kesin doğru olup olmayacağı yönünde bir şey söyleyemeceğini belirtti ve şöyle devam etti: “Eğer böyle bir şey yapılıyorsa, bu kaydı koyarak söylüyorum, eğer yapılıyorsa, sokaktaki sıradan vatandaşı, dağ başındaki çobana değil, muhalif kişilere, gazetecilere, muhalefet parti üyelerine, onların yazdıklarını paylaşanlara, sosyal medyada yazanlara yönelik olacaktır bu dinlemeler tabii ki.”
Yasal dinleme
Üç şekilde dinleme yapılıyor. Bunlardan biri yasal dinleme. Mahkeme kararı alınarak yapılıyor. Tuğcu burada Binali Yıldırım’ın ulaştırma bakanı olduğu dönemindeki bir açıklamasını hatırlattı: “Binali Yıldırım 70 bin kişinin yasal olarak dinlendiğini söylemişti. O zamanlar Türkiye’nin nüfusu 74 milyon civarındaydı. Yuvarlak 70 milyon desek demek ki her 1000 kişiden biri dinleniyor. Bu 1000 kişinin içine yeni doğmuş bebekler de dahil dağ köyündeki yaşlı teyzeler amcalar da dahil, siz, ben de dahiliz. 70 bin dinleme çok yüksek bir rakam.”
Konu 2009’da da gündeme gelmişti ve Türkiye’de herkesin dinlendiği yönünde iddialar ortaya atılmıştı. Bunun üzerine dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ’70 milyonun değil, yargı kararıyla 70 bin kişinin dinlendiğini’ açıklamıştı.
Suç teşkil eden dinlemeler
Diğer iki farklı dinleme şekliyse yasal olmayan dinlemeler. Bunu şöyle açıklıyor profesör: “İstihbaratın yasal olmayan dinlemesi de olabiliyor. Bu mahkeme kararı çerçevesinde yapılmıyorsa suçtur. Demokratik bir ülkede yasa dışı dinlemeyi hiçbir şekilde yapmamaları gerekir. Gerekçe ne olursa olsun. Bir de yine tamamen yasa dışı bir şekilde devletle alakası olmayan üçüncü şahısların dinleme yapması var. Bu da tamamen suç, apayrı bir suç. Bunu da yasa dışı örgütler yapar.”
Muhalefetin de vatandaşların da kaygılarında ve şüphelerinde haklı olduğu bir nokta var. Çünkü Tuğcu “Birisinin mahkeme kararı olmadan, birine göz kırpıp ‘Şunu bir dinlesene’ dediğinde teknik olarak onu engelleyen hiçbir şey yok ortada. Dolayısıyla teknik yöntem olduğu için siz eğer prosedürleri düzgün uyarsanız güzel ama uymazsanız bunun yolu hangar gibi açık” dedi.
Veri iletişiminde de açık var
Telefon dinlemelerinden kaçmak isteyenler internet tabanlı uygulamaları tercih ediyor. Bunlardan en yaygını WhatsApp. Ama bu ve benzeri uygulamlarda da verilerin kayıt dışı bir şekilde toplanması, takip edilmesi mümkün.
Profesör hiçbir ‘güvenli’ iletişim aracının yüzde yüz garanti olmadığını söyledi: “Güvenli iletişimde kullanılan anahtar ne kadar uzunsa yöntemi ne kadar sağlamsa kırılması imkansıza yakındır. Ama teknolojinin de hızlı ilerliyor olması artık beş yıl önceden imkansız dediğimiz şeyleri imkanlı kılıyor. Bunun için yeni tedbirler geliştiriliyor. Veri iletişiminde (WhatsApp vb) dinlenmenin bazı yolları var. Bazı özel yazılımlar telefonunuza önceden yüklenerek yazışmalar takip edilip konuşmalar dinlenebiliyor. Bunu sistemlerdeki açıklardan faydalanarak yapıyorlar. Normal bir vatandaşın başkasının telefonuna erişip takip etmesi çok zor ama istihbarat kurumlarının bu türlü şeyleri yapabilmesi mümkün.”
Son aylarda bunun en net örneği Pegasus adlı bir casus yazılım oldu. The Guardian ve 16 medya kuruluşu ortaklaşa bir çalışma yaparak İsrail merkezli NSO Group adlı şirketin otoriter rejimlere casus bir yazılım sattığını ortaya çıkarmıştı.
Pegasusla ilgili veri tespit edilen 45 ülke arasında Türkiye de var. Yapılan analizlere göre Türkiye’den yaklaşık 500 numara izlenmek için NSO müşterileri tarafından seçilmiş.
Hatta tüm bu tartışmaların yaşandığı günlerde CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu katıldığı bir programda, Sezgin Baran Korkmaz’ın istediği kişilerin WhatsApp mesajlarını okuyabildiğini anlatmıştı: “(Korkmaz) çıkartmış cebindeki telefonu. (Arkadaşıma) ‘Numaran kaç senin’ demiş. Almış, son yaptığı Whatsapp konuşmalarını göstermiş! Tekrar ediyorum sadece numara girerek benim arkadaşımın Whatsapp‘tan yaptığı son görüşmeleri takip edebildiğini göstermiş Sezgin Baran Korkmaz.”
‘Bu yolu açarsanız arkası gelir’
NSO bu haberlerin konuşulduğu günlerde iddiaları reddetmiş ve sadece devletlere bu hizmeti sağladıklarını söylemişti.
Tuğcu ‘firmanın bu yazılımı zengin kimselere satmadıkları’ yönündeki iddiasıyla ilgili şu şerhi düştü: “Ama pratik tecrübe de şunu söyler ki siz bunların yolunu açarsanız arkası gelebilir. Siz bunu devlete verirsiniz ama devletteki birileri bunu kötüye de kullanıyor olabilir.”