Miyase İlknur: Erdal Atabek fikriyatımızı şekillendiren isimlerden biriydi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ölüm haberini almadan bir gün önce odamda gazeteden Figen Atalay ve Öznur Oğraş’la Erdal abinin sevgili eşi Huri Atabek’i aradık ve durumu hakkında bilgi aldık. Huri, kaçınılmaz sonu bir gün önceden söylemişti. Anılara dalıp Erdal abi ile geçmişte yaşadıklarımızı anlatmaya başladık. Cağaloğlu’ndaki bankolarla ayrılmış birinci katta çalışırken koridorun ucunda Erdal abi göründü. Bizim dolapların üzerine dirseklerini dayayarak Serpil Gündüz’le konuşmaya başladı. Hoş beş faslından sonra Serpil, “Erdal abi iyi ki geldin” dedi.

Erdal abi, “Hayrola Serpil” diye sordu.

– Abi ben panik atak oldum; sence ne yapmam lazım, diyen Serpil’in bu sözleri üzerine şöyle dedi Erdal abi:

– Bu teşhisi kim koydu sana?

– Ben kendim koydum.

Serpil’in bu yanıtına katıla katıla gülen Erdal abi yan masada acil yetiştirmem gereken haberle cebelleşen bana dönerek sordu:

– Miyase bak, arkadaşın panik atak olmuş. Sen ne atak oldun söyle bakayım, dedi.

– Ben her daim kontratağım Erdal abi diye cevap verdim.

Erdal Abi, Serpil’e dönerek tedavi yöntemini söyledi.

– Bak Serpil, tedavi yöntemini arkadaşın söyledi. Bence bu panik ataktan bi halt olmaz. Sen de bundan sonra kontratak ol, deyip gitti.

Erdal Atabek, Şükran Soner’le birlikte gazetenin en kıdemli iki ismiydi. İkisinin de gazetede ilk imzaları 1966 yılında çıkmaya başlamış.

Sağlığına çok dikkat eder, her zaman dinç ve genç görünürdü gözümüze. Daha iki hafta öncesinde kadar gazetemizin YouTube kanalında programlar yapan, en üst katta genç arkadaşlarımıza seminer veren Erdal abi ile son ayaküstü sohbetimiz de iki üç hafta önce oldu.

Yaşı ilerlemiş abla ve abilerimizin sağlığından endişelenirken Erdal abi, doğrusu hiç aklımıza gelmezdi. Sanki doğa yasası olan bu devri daimden o muaf tutulmuş gibi gelirdi bize.

Onu hep 1977 1 Mayıs’ında silahlar patlamadan önce Türk Tabipleri Birliği kortejinin önünde o dimdik yürüyüşü ve Barış Derneği davalarında savunmasını yaparken o dik duruşuyla anımsayacağız.

Uğurlar olsun Erdal abi, seni çok özleyeceğiz.

Miyase İlknur’un yazısı