İkinci Dünya Savaşı sırasında sözde uygar bir dünyanın kapıldığı barbarlık ve gaddarlık girdabına dayanamadığı için intihar eden Stefan Zweig ‘Dünün Dünyası’ adını verdiği anı kitabında büyük tarihsel dönüşümlerin başlangıcını, o dönemde yaşayanların hiçbir zaman göremediğini söyler.
Bunun en vahim örneği Hitler’in yükselişi sırasında Zweig’ın da dahil olduğu aydınların tehlikeyi fark etmeyişidir.
Kendisinden ders alınmamasıyla ünlü olan tarih, tekerrürden haz duyar. Kötüler hep aynı şeyleri yaparlar, iyiler hep aynı gaflete düşer ve aynı hüsrana uğrarlar, aydınlar hep aynı yanılgılarda kaybolurlar.
Tarihsel körlük genetiktir. Her çağın aydını atalarından miras körlüğünü yaşar. Görmek istediğiyle gördüğü arasındaki bağı inançlarından bağımsız bir şekilde kurmayı tercih etmediği sürece kendi tabularının kurbanı olur.
Her savaşta, kendinizi doğru yerde konumlandırabilmek uğruna savunduğunuz tabulaşmış ezber değerler sizi kör ederler. O karanlıkta, savaş zenginlerinin iştahını arttıran ve elini güçlendiren argümanlar ürete ürete askerler ve siyasetçilerle el ele cehenneme doğru ilerlersiniz.
Ölmesin diye çırpındığınız değerlerinizi o dipsiz insanlık mezarlığına yine kendi ellerinizle gömersiniz.