Nasıl derin ve korkunç bir uykuya daldıysak, bu ülkede neye kast edildiğini anlamamakta hâlâ ısrar ediyoruz.
Zamanında şuursuz bir liberallik rüzgarına kapılıp demokrasi adına laikliği tartışmaya açanlarla hâlâ ama hâlâ boğuşuyoruz.
Zamanında şu an iktidarda olan zihniyeti allayıp pullayıp pazarlayanlar, bugün sanki bunda hiç payları yokmuş gibi, demokrasi elden gidiyor diye ağlaşmaktalar.
Bir yandan da hâlâ Cumhuriyet’i ve kurucularını aynı köksüz ve zamansız hevesle yerden yere vurmaktalar.
Babalarıyla hesabını görememiş yaralı evlatlar gibiler.
Çocukluk travmaları üzerinden yeni travmalar yaratıp kendi yetişkinlik sorumluluklarını hiçe saymaktalar.
Güncel ve ivedi sorunları çözmekte çuvallamamışçasına…
Geçmişin yaraları üzerinden kendi zaaflarını pazarlamaktalar.
Geç gelen adaletle sorunları yok.
Anı yaşıyorlar ve sadece doğru ata oynamayı kolluyorlar.
Kumarda kaybederlerse aşkta kazanacaklarını sanıyorlar.
O noktada ortada aşk meşk kalmayacağını, muhaliflerle birlikte hapse tıkılan onca liberale ve tarikatçıya rağmen inatla anlamıyorlar.
Belki de, ölen öldü, kalan sağlar bizimdir mantığındalar.