O kaset kumpasıyla Baykal gitmedi; yerine de Kılıçdaroğlu gelmedi. O kaset kumpasıyla muhalefetin kültürü gitti; dili yozlaştı; enerjisi düştü. O yüzden o kaset kumpası bu ülkenin kaderinde çok önemli bir dönüm noktasıdır.
Çabuk tufaya geldik.
Biraz aklımız olsaydı, bu tuzağın yersizliğine ve kalleşliğine o an öfkelenirdik.
Bir insanın “hatasına” değil;
O hatayı deşifre edenlerin yöntemine ve niyetine odaklanırdık.
Ama “ahlak” bu tür tuzaklarda, en lezzetli yemdir.
Herkes düşünmeden genetik bir iştahla onu yutar.
Neticede de bugün olduğu gibi muhalefet liderine hadsiz bir moralle,
“Kasetle geldin kasetle gideceksin” diyebilen kendinden fazla emin bir politikacının hudutsuz hırslarına kurban gideriz.
Ve iktidarın karşısına dikilip;
“Yalnız o kasetçi kapandı bayım!” diyemeyiz.
Çünkü bugüne kadar yaşananlara bakar ve sezeriz;
Bize kapandı gibi gösterilen o kasetçi ve adamları muhtemelen hâlâ ortalarda cirit atmaktadır.
Ve kim bilir aklımıza gelen gelmeyen hangi politikacıları halihazırda kasetlerle parmaklarında oynatmaktadır.