Mine Söğüt: Biz ve cesetlerimiz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Ülkede sıradan bir gün. O gün, 17 Aralık’ın kahramanlarından biri aniden çoluk çocuk İtalya’ya yerleşmiş; öbürü Dubai’ye kaçmış.

Diğeri Brüksel’de resmi temaslarda; eşi şehir halkının şaşkın bakışları altında dükkân kapattırmış, alışveriş yapmakta.

Biz…

Biz burada kalakalmışız; yerimizden kıpırdayamamaktayız. Televizyon karşısında, bilgisayar başında; gözümüz gazetelerde, aklımız karanlık görünen gelecekte. O gün, o aynı sıradan gün, bir panzerin arkasına iple bağlanıp çekilen bir cesedin görüntüsüyle baş etmeye çalışmışız.

Ondan önce evinin kapısında iki büklüm yatan bir ceset görüntüsüyle başımız dertteymiş. Ondan önce sokakta günlerce sırtüstü yatan bir başka cesetle. Ondan önce günlerce buzdolabında saklanan bir çocuk cesedi varmış gündemimizde…

Ondan önce çırılçıplak sergilenen bir kadın cesedi. Ondan önce bombalanmış, parçalanmış yığınla başka ceset, yan yana, üst üste, alt alta, kolu bir yanda, bacağı başka yanda…

Oturmuşuz, bu ülkede, durduğumuz yerde, günler boyu, o sıradan günler boyu, o cesetleri ekranlardan, sayfalardan tek tek toplamışız; topladıklarımızı evimizde nereye koyacağımızı şaşırmışız. O hiç bilmediğimiz ceset dilini çözmeye çalışmışız.

Mine Söğüt’ün yazısı